YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7982
KARAR NO : 2012/2242
KARAR TARİHİ : 13.03.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 331 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydı nedeniyle … oğlu … adına tespiti gerektiği; ancak, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğu belirtilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı … terekesi temsilcisi tarafından davalı … aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında Hazine vekili, çekişmeli taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanı sınırları içinde kaldığını ve zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek, … vekili ise davalı …’ın dayanağını oluşturan tapu kaydına ve tapu dışı satın almaya dayanarak davaya katılmışlardır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda müdahil …’ın davasının kabulüne, diğer davaların reddine ve çekişmeli parselin müdahil … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve çekişmeli taşınmazın üzerinde adına tescile karar verilen kişi yararına edinme koşullarının oluştuğu mahallinde yapılan keşif ve uygulama, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile dosyaya sunulan uzman bilirkişi raporlarıyla belirlendiğine göre, müdahil Hazine vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır. Ancak; kadastro hakimi açık, anlaşılır ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde tescil hükmü kurmakla yükümlüdür. Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre soyadı “Öncan” olan müdahil Yaşar’ın soyadının kısa ve gerekçeli kararda “…” olarak yanlış yazılmak suretiyle infazında tereddüt oluşturur şekilde hüküm fıkrası kurulması isabetsizdir. Kararın, bu nedenle bozulması gerekmekte ise de, söz konusu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın hüküm fıkrasının birinci bendinin son satırındaki “…” sözcüklerinin hükümden çıkarılarak yerine “29720134222 Türkiye Cumhuriyet Kimlik numaralı …” sözcüklerinin eklenmesine ve kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 13.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.