Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/8128 E. 2012/2478 K. 27.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8128
KARAR NO : 2012/2478
KARAR TARİHİ : 27.02.2012

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine, karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Uyuşmazlık, davacı Y.. B..’un geçirdiği iş kazası sonucu işgöremez duruma gelmesi nedeniyle davacının maddi ve manevi, eşinin ve çocuklarının manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme, davacı Y.. B.. için 37.029,93 TL maddi tazminatın, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 30.08.2006 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, diğer davacıların manevi tazminata ilişkin taleplerinin reddine, karar vermiştir.
Somut olayda, davacı Y.. B..’da mevcut sürekli işgöremezlik oranının 10.10.2009 tarihinde kontrol edileceği sürekli iş göremezlik derecesi tespit kararı içeriğinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte kazanma güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin saptanması gerektiği açık-seçiktir.
05.10.2008 tarihli bilirkişi raporundan davalı işverinin %100 kusurlu olduğu, 30.06.2009 tarihli bilirkişi raporundan davalı işverinin %80, davacı Y.. B..’un %20 kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
Raporlar arasında mübayenet olduğu açıktır.
Yapılacak İş; Sigortalıda oluşan meslekte kazanma güç kayıp oranının değişip değişmediği yöntemince araştırmak, mübayenetin giderilmesi için işinde uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden , İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle mübayenette giderilerek kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlemek, emsal ücret araştırması yaptırarak hesap raporu almak, dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek ve sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Kabule göre ise;
Borçlar Kanununun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara uğrayan kişiye aittir. Yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler. Ancak cismani zarar kavramına (B.K.46 ve 47) ruhsal bütünlüğün ihlali sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil ruhsal ve sinirsel bütünlüğünde korunduğu ögretide ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir.Öyleyse bir kişinin cismani zarara uğraması durumunda, onun (ana, baba, eş, çocuk gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır şekilde bozulmuşsa (örneğin eyleme uğrayan yakın kişi %100 işgöremez duruma gelmişse) onlarında manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir. Bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğundan yansıma yoluyla değil, doğrudan zarara uğrama sözkonusudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.4.1995 gün ve 1995/ 11-122,1995/430 23.9.1987 gün ve E.1987/9-183 K.1987/655 sayılı kararlarıda aynı esaslara dayanmaktadır.
Somut olayda, 30/08/2006 tarihinde 26 yaşında olan davacı Y.. B..’un geçirdiği işkazası sonucu ağır bir şekilde işgöremezliğe uğradığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacı eş ve çocukların ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır bir şekilde bozulduğunu söylemek mümkündür.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular nedeniyle, olayda uygun illiyet ve hukuka aykırılık bağı koşulları oluştuğundan davacı eş ve çocuklar yönünden manevi tazminat istenebileceğinin kabulü gerekirken talebin reddi usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemenin, belirtilen maddi ve hukuksal olgular dikkate almadan hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının ve davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 27/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.