Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/25288 E. 2013/16550 K. 04.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25288
KARAR NO : 2013/16550
KARAR TARİHİ : 04.07.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ücret alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.07.2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Dava, işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, davayı kısmen kabul etmiştir. Davalı tarafın temyizi üzerine hüküm Dairemizce oyçokluğu ile onanmıştır.
Yerel mahkeme, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti yanında fazla mesai alacağını da hüküm altına almıştır.
Bilirkişi raporuna göre fazla çalışma ücreti 34.900,62 TL’dir.
Davacı, dava dilekçesinde, 08.00-18.30 saatleri arasında çalıştığını, bazen 18.30’dan sonra da çalışmaya devam ettiğini iddia etmiştir. Ancak davacı hangi günler 18.30’dan sonra da çalışmaya devam ettiğini ve kaç saat daha fazla çalıştığını dilekçe de belirtmemiştir.
Davacı ve davalı tanıkları arasında fazla çalışma süresi yönünden on kata ulaşan beyan farklılıkları vardır.
Davacının fazla çalışma yapıp, yapmadığı, yapmış ise bunun işin yoğunluğundan mı yoksa zamanında yapılmayan işlerin sonradan yapılmasından mı kaynaklandığı açıklığa kavuşturulmamıştır.
Fazla çalışma süresi kanusunda tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmemiştir. Aynı işverene karşı dava açan ve davacı ile menfaat birliği içinde olan davacı tanığı beyanının hükme esas alınması doğru olmamıştır.
Ayrıca hüküm kurulurken üçte bir indirimden sözedilmesine karşın hükümde sadece dava dilekçesinde yer alan rakam gösterilmiş, indirim yapıldıktan sonra bulunan rakam gösterilmemiştir.
Bu husus infazda tereddüte yol açacağı gibi, kurulan hükmün denetlenmesini de engellemektedir.
Yerel mahkeme kararının belirtilen yönlerden hatalı olduğu ve bozulması gerektiği kanısı ile sayın çoğunluğun aksi yöndeki onama görüşüne katılmıyoruz.04.07.2013