YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11059
KARAR NO : 2013/11031
KARAR TARİHİ : 19.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu …. Köyü çalışma alanında bulunan 119 ada 93 parsel, 155 ada 6 ve 8 parsel, 159 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 114,97, 348,28, 343,28 ve 286,21 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 5.1.2001 tarihinde davalı … (….. oğlu, 1959 d.lu) adına tespit ve tescil edilmiş; 15.1.2008 tarihinde kayden satın alma yoluyla dava dışı İsmail Akdoğana, İsmail Akdoğan tarafından ise 17.1.2008 tarihinde kayden satın alma yoluyla davalı …’a intikal etmiştir. Davacılar … ve …, çekişmeli taşınmazların miras bırakan babaları 1911 doğumlu Mustafa oğlu …’a ait olduğu halde, muvazaalı olarak davalı …’a intikal ettiğini ileri sürerek, muvazaalı satışın iptali ile miras payları oranında adlarına tescil istemiyle dava açmışlardır. Yargılama sırasında … aynı nedenlerle davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın, tarafların ortak miras bırakanı olan ve 1911 doğumlu …’a ait olduğu ve 1994 yılında ölümü ile mirasçılarına kaldığı, hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı …’ın 13.5.2008 tarihli oturumda alınan imzalı beyanında, çekişmeli taşınmazların dedesi …’a ait olduğunu, taşınmazlardan birisinin üzerine kendisinin ev yaptığını ve borcu nedeniyle sattığını ifade etmesine ve muris … terekesinin paylaşıldığı iddiasında bulunmadığına göre ortak miras bırakan …’ın belirtilen ölüm tarihi itibari ile terekesinin TMK’nın 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu kuşkusuzdur. Elbirliği mülkiyeti durumunda, mirasçılardan birinin taşınmazlar üzerindeki zilyetliği hak kazandırıcı nitelikte olmadığı gibi, TMK’nın 702. maddesi uyarınca mirasçılardan birinin terekeye dahil taşınmazlarda tasarruf işlemleri tüm mirasçıların oybirliği ile mümkün olduğuna göre davalı …’ın, üçüncü kişi ….’a yaptığı satış işleminin hukuki değeri de bulunmamaktadır. O halde uyuşmazlık, son kayıt maliki …’ın, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1024. maddesi uyarınca yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi olup olmadığı ile aynı Yasanın 1023. maddesi gereğince iyi niyetli sayılıp sayılamayacağı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, kadastro tespitinden sonra davalı …’in taşınmazları, dava dışı….’a, onun da …’a satış işleminin kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Genel olarak, tapu sicilindeki bir kaydın yanlış olduğunu bilmeksizin bu kayda dayanarak mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak kazanan kimse iyi niyetlidir, tapu sicilindeki mevcut yanlışlık kendisine karşı ileri sürülemez. Bir diğer ifadeyle, taşınmazın malikini gösteren tapu sicilindeki kayıtlara (tescile) karşı, bu kayıtlar gerçek hak sahipliği durumunu göstermese (yolsuz tescil olsa) bile, iyi niyet tam olarak korunmuştur. Buna göre; tapuda bir taşınmazın maliki görünen kişinin gerçek hak sahibi olmadığını bilmeyen ve gerekli özeni gösterse dahi bilebilecek durumda olmayan kişi, bu kişinin kendisine tanıdığı ayni hakkı, tasarruf yetkisi eksikliğine rağmen kazanacaktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddede “iyi niyetle tapu kütüğündeki tescile dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin” bu kazanımının korunacağından söz edilirken, 1024. maddede “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişinin bu tescile dayanamayacağı” belirtilmiştir. Başka bir deyişle, tapuya güven ilkesi gereği taşınmazın mülkiyetini iyi niyetle edinen kişinin kazanımı korunurken, tapudaki tescilin yolsuz olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişinin iyi niyet iddiası dinlenmeyecektir. Somut olayda ise, son kayıt maliki …, kök muris …’ın oğlu olarak mirasçıları arasında yer aldığı ve alınan beyanlara göre tespit maliki (davalı) …’ın kayınbabası olması nedeniyle, yolsuz tescili bilmediği veya bilmemesi gerektiği düşünülemeyeceği gibi, taraflar arasındaki çekişmeyi bilmediğinden de söz edilemez. Hal böyle olunca, yasa koyucunun yukarıda açıklanan düzenlemelerdeki amacının ilk bakışta şeklen iyi niyetli görüneni değil, gerçekten iyi niyetli olan kişiyi korumak olduğu göz önünde tutulduğunda, tapu kütüğündeki tescile güvenerek mülkiyet edindiği kabul edilen son kayıt maliki …’ın, çekişmeli taşınmazları edinmesinde kendisinden önceki tapu maliki dava dışı…. ve tespit maliki davalı … ile el ve işbirliği içerisinde bulunduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca Mahkemece, davacılar … ve …’un davalarının kabulüne çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının payları oranında iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun bulunmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, 19.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.