Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/3615 E. 2012/6265 K. 10.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3615
KARAR NO : 2012/6265
KARAR TARİHİ : 10.09.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kullanım kadastrosu sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan … ada … ve … ada 3 parsel sayılı 2885.91 ve 472.41 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, beyanlar hanesinde “6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı” ve 112 ada 3 parsel sayılı taşınmazın “ahır ve bahçe olarak”, 105 ada 5 parsel sayılı taşınmazın ise “kargir ev ve bahçe olarak” “25 yıldan beri … oğlu …’ın kullanımında” bulundukları şerhi verilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, taşınmazların beyanlar hanesine isminin yanlışlıkla “…” olarak yazıldığını belirterek, isminin düzeltilmesi istemi ile Kadastro Müdürlüğünü hasım göstererek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişme konusu 105 ada 5 ve 112 ada 3 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanağının beyanlar hanesinin “…’ın kullanımındadır” olan bölümünün “…’ın kullanımındadır” şeklinde düzeltilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı … Müdürlüğünü temsilen Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Yasanın Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir. 3402 sayılı Yasa’nın, 5831 sayılı Yasa ile eklenen EK 4/1. maddesi “6831 sayılı Orman Kanunu’nun 20.6.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi ile 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceği hükme bağlanmıştır. Kadastro tespitine itiraz davalarında davalı sıfatı, kadastro tutanağının mülkiyet hanesinde adı yazılı tesbit malikleri ile varsa tutanağın beyanlar hanesinde yararına şerh yazılan kişi ya da kişilere aittir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı H.U.M.K.’nun 179/1. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi zorunludur. Bu bildirim sırasında yapılan yanlışlık davanın, her zaman husumet nedeniyle reddi sonucunu doğurmamakta ve hatanın giderilmesi imkan dahilinde bulunmaktadır. Somut
olayda, davanın, tesbit maliki olan Hazineye yöneltilmesi gerekirken, Kadastro Müdürlüğü hasım gösterilmiştir. Ne var ki, dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin Kadastro Müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Davacının somut olayda, tespit maliki olan Hazine yerine Kadastro Müdürlüğünü hasım göstermesi şeklindeki yanılgısı, temsilcide hata niteliğindedir. Temsilcide hata halinde, davanın husumetten reddedilmeyip doğru hasma dava dilekçesinin tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanabileceği,Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarındandır. Hal böyle olunca, mahkemece, dava dilekçesi ve duruşma günü gerçek hasım olan Hazine’ye tebliğ ettirilip Hazine vekili ya da temsilcisi huzuru ile davaya devam etmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, davalı … aleyhine açılmış bulunan davanın yürütülerek davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Nitekim, hüküm gününden sonra yürürlüğe giren 6100 sayılı H….nun “Tarafta İradi Değişiklik” başlığını taşıyan 124. maddesi ile temsilcide yanılgı hali de madde kapsamına alınmıştır. Diğer taraftan, açılan dava nedeniyle çekişmeli parselin kadastro tespiti kesinleşmemiş, tespit tutanağı mahkemeye gönderilmiştir. 3402 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesi, Medeni Yasanın öngördüğü biçimde doğru sicil oluşturmakla yükümlü bulunmaktadır. Bu yükümlülük nedeniyle mahkemece, esas hakkında karar verilirken, çekişmeli parselin hangi nitelik ve miktarda kimin adına tapuya tescil edileceği, beyanlar hanesinde hangi şerhlere yer verileceği tereddüte mahal vermeyecek biçimde hüküm tesis edilmelidir. Bu nedenle, mahkemece, yalnızca şerhin düzeltilmesine karar verilmekle yetinilip, taşınmazın Hazine adına tescili ve 6831 sayılı Yasa’nın 2/b maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu hususunda hüküm kurulmamış olması da isabetsizdir. Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı görülen hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 10.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.