YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15457
KARAR NO : 2013/17219
KARAR TARİHİ : 11.07.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının davalı kurumda çalıştığını toplu iş sözleşmesi gereği üç yevmiye olarak ödenmesi gereken ulusal bayram genel tatil günleri çalışma ücretlerinin ödenmediğini, haftada üç gün çalışarak yetmişiki saat çalışan davacıya fazla çalışma ücretlerinin de ödenmediğini, davacının üyesi bulunduğu sendika ile işveren arasında imzalan toplu iş sözleşmesi gereği fazla mesai ücretlerinin yasal ücretin iki katı olarak hesaplanması gerektiğini iddia ederek ulusal bayram genel tatil çalışma ücretlerinin ve fazla çalışma ücretlerinin davalı işverenden tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili davacının hak etmiş olduğu bütün özlük hakların kendisine davalı kurum tarafından ödendiğini, ödenmemiş sair işçilik alacağının bulunmadığını, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının yaptığı fazla çalışmaların işveren tarafından serbest zaman kullandırılmak suretiyle karşılandığı gerekçesiyle fazla çalışma ücret alacağı isteğinin reddine; ulusal bayram genel tatil ücretinin ise karara esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan tutardan % 50 oranda hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekili 05.12.2013 tarihinde dava konusu alacakları alınan hesap raporu doğrultusunda ıslah etmesi üzerine davalı idare vekili tarafından ıslaha karşı süresi içinde zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. 818 sayılı Borçlar Kanun’un 126/3 maddesine göre işçi ücretlerine ilişkin davalar beş yıllık zamanaşımına tabidir. Bu sebeple ıslahla talep edilen fazla çalışma ücret alacağının ıslah tarihinden geriye doğru beş yılın dışında kalan kısmı zamanaşımına uğramıştır. Mahkemece ulusal bayram genel tatil ücreti isteği için ıslah tarihi
itibari ile zamanaşımına uğramayan alacakların hesaplanması için hesap bilirkişisinden ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davalı tarafın ıslaha karşı yaptığı zamanaşımı def’i dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
3-Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma karşılığı ücretlerde hakkaniyet indirimi hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Yargıtay’ca son yıllarda, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde, hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Ancak, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Dosya içeriğine göre hesap raporunda çalışma süresince davalı işveren tarafından tutulan aylık nöbet listelerine göre davacının nöbet tuttuğu ulusal bayram genel tatil günler için hesaplama yapılmıştır. Sözkonusu nöbet listelerinde davacının imzası bulunmasa da davalı tarafından işyeri kayıtlarının sahteliğini iddia edilmediği gibi geçerliliğini ortadan kaldıracak delil de sunulmamıştır. İşyeri kayıtlarına göre hesaplama yapılmış olmasına göre ulusal bayram genel tatil ücret alacağından hakkaniyet indirimi yapılması hatalıdır.
Kabule göre de kararın gerekçe kısmında dava konusu ulusal bayram ve genel tatil ücretinden % 50 oranda hakkaniyet indirimi yapıldığı belirtilmesine rağmen hüküm fıkrasında ıslah dilekçesinde talep edilen tutar hüküm altına alınmasına dair hüküm kurulmuş; cümlenin devamında ise “bu miktar üzerinden % 50 oranda hakkaniyet indirimi yapılmasına” denilmek suretiyle hüküm altına alınan ve hakkaniyet indirimi yapılacak tutar yönünden infazda tereddüte neden olacak şekilde hüküm kurulması da hatalıdır.
Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.