Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/3569 E. 2012/4367 K. 21.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3569
KARAR NO : 2012/4367
KARAR TARİHİ : 21.05.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 213 ada 120 ve 149 parsel sayılı 6.383,60, 2.885.862,70 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 213 ada 120 sayılı parsel devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş; 213 ada 149 sayılı parsel ise mera komisyonu kararı ve sınırlandırma krokisine ve kadimden beri köy halkının mera olarak kullanması nedeniyle mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı … 1.298,40 ve 584.38 metrekare yüzölçümleri ile adına tespit edilen 213 ada 94 ve 95 sayılı parsellerin yüzölçümlerinin eksik tespit edildiği iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile çekişme konusu 213 ada 149 sayılı parselin tespit gibi mera vasfıyla özel siciline kayıt edilmesine, 213 ada 120 sayılı parselin teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterin 671,339 metrekarelik ve (C) harfi ile gösterilen 886,990 metrekarelik bölümlerinin davacı … adına, kalan bölümlerinin ham toprak vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 213 ada 149 sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen 510,161 metrekarelik bölümünün kamu orta malı niteliğinde meradan açıldığı, 213 ada 120 sayılı parselin (B) harfi ile gösterilen 671,339 ve (C) harfi ile gösterilen 886,990 metrekarelik bölümleri yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Meraya ilişkin uyuşmazlıklarda yerel bilirkişi ve tanıklar komşu köyden dinlenmesi gerektiği halde aynı köyden yerel bilirkişi dinlemesi doğru değildir. Çekişme konusu 213 ada 149 sayılı parsel mera vasfıyla sınırlandırıldığı ve çekişme konusu 213 ada 120 sayılı parselde mera parseline bitişik olduğu halde taşınmazın (B) ve (C) bölümlerinin meradan açılıp açılmadığı, arada sabit sınır bulunup bulunmadığı, 213 ada 149 sayılı parsel içinde kalan (A) bölümünün kadim mera olup olmadığı araştırılmamış, yöntemince mera araştırması yapılmamıştır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için taşınmazların bulunduğu yerde varsa mera tahsis kararı, ekleri ve haritaları ile çekişmeli taşınmazlara komşu parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilip, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları, tüm tespit bilirkişileri, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu ve fen bilirkişi huzuruyla keşif icra edilmeli, varsa mera tahsis kararı ve haritaları uygulanıp kapsamları belirlenmeli, mera tahsisi yoksa, taşınmazların dava edilen bölümlerinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, 213 ada 120 sayılı mera parseli ile 213 ada 120 sayılı parselin dava edilen (B) ve (C) bölümleri arasında ayırıcı nitelikte unsur bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mahkemenin, taşınmazın konumu ve niteliğine ilişkin gözlemi tutanağa geçirilmeli, taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazların öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise, ihyanın hangi tarihte başlayıp, ne zaman bitirildiği, zaman içinde sınırlarında mera yönünden genişleme olup olmadığı, hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı, ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin tutanaktaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde çekişmeli taşınmazların toprak yapısı, eğimi, bitki deseni mera ile arada doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığı ve taşınmazın meradan açılan bir yer olup olmadığını açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş somut verilere dayalı ayrıntılı rapor alınmalı, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, çekişmeli taşınmazların dava edilen bölümleri ile mera parselinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösteren rapor ve harita düzenlettirilmeli, taşınmazların öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça bir değer taşımayacağı düşünülmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu hususlar yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi davacı adına tespit edilen 213 ada 94 ve 95 sayılı parsellerin miktar eksikliği dava edildiği ve bu dosyada davalı bulunması nedeniyle tutanakları kesinleşmediği halde 213 ada 94 ve 95 sayılı parseller hakkında sicil oluşturulmaması da isabetsiz, davacı Hazine’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.05.2012 gününde oybirliğiyel karar verildi.