Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/17841 E. 2013/16200 K. 02.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17841
KARAR NO : 2013/16200
KARAR TARİHİ : 02.07.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili, ücret alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalı şirketin yüklenici firma olarak üstlendiği TARBİS ve VAYS projelerinde, Tapu Kadastro Müdürlüğü ile Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivlerinin otomasyona geçirilmesi işinde tercüman olarak çalıştığını, sigorta primlerini gerçek ücreti üzerinden yatırılmaması ve ücretlerinin ödenmemesi nedeni ile iş sözleşmesini haklı sebebe dayalı feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının parça başı ücret esası ile çalıştığını, hak kazandığı tüm ücret alacaklarının ödendiğini, iş sözleşmesinin devamsızlık haklı nedenine dayalı feshedildiğini, işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışılmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, iş sözleşmesinin davacı tarafça haklı nedene dayalı feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen kanun maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 323. maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Somut olayda, davacı davalıya ait işyerinde kurum arşivlerinin Osmanlıca’dan Türkçe’ye çevrilerek otomasyon sistemine kaydedilmesi işinde tercüman olarak görev yapmıştır. Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde ücretin parça başı ücret olduğu belirtilmiş ve defter türleri için Temessük 50 Krş., Osmanlı Arşivi 13 Krş. ve Milli Kütüphane 1 TL olmak üzere çalışacağı parçaların ücretleri ayrı ayrı belirlenmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmede parça başı alınacak ücret açıkça belirtildiğinden, emsal ücret araştırması doğrultusunda karar verilmesi hatalıdır. Davalı işverenin,TARBİS ve VAYS projeleri için imzaladığı sözleşme örnekleri ile ihale şartnameleri ilgili kurumlardan celp edilmeli ve projelerde toplam kaç adet belgenin çeviri ve kayıtlarının yapılması için anlaşma sağlandığı, işverene yapılacak çeviri ve kayıt başına personel gideri olarak hangi miktarda ödeme yapıldığı ve projelerin toplam kaç işçi ile gerçekleştirildiği denetlenmeli ve davacının aylık ücret miktarı bu verilere göre belirlenmelidir. Bu yönü ile eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerekmiştir.
2-Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık ise işçi ücretlerinin ödenip ödenmediği konusundadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 37. maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı işveren fesih tarihinden sonra davacının ücretlerinin banka kanalı ile ödendiğini ileri sürmektedir. Bu durumda ilgili banka kayıtları celp edilerek fesih tarihinden sonra davacıya ücret alcaklarının ödenip ödenmediği denetlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Karar bu yönü ile de eksik incelemeye dayalı olduğundan, bu husus ayrı bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 02.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.