YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5214
KARAR NO : 2010/8029
KARAR TARİHİ : 07.06.2010
… vekili avukat … ile … vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … 4.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 16.10.2007 tarih ve 319-358 sayılı hükmün Dairenin 10.2.2010 tarih ve 2009/9379-2010/1487 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı Duraliler Köyündeki 2114 nolu parseli davalıdan satın aldığını, ancak, daha sonra dava dışı … Hazinesinin açtığı dava sonunda ve taşınmazın evveliyatının orman olduğu gerekçesi ile tapunun bir kısmının iptal edildiğini ileri sürerek, taşınmazın rayiç değerinin tespiti ile şimdilik, 10.000 TL’ nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf davanın reddini savunmuş, davanın kısmen kabulüne dair Mahkeme Kararı Dairemizce onanmıştır.
Davacı bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan değer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının davalıdan tapuda satın aldığı taşınmazın evveliyatının orman olduğu gerekçesiyle tapunun bir kısmının iptal edildiği dosyadaki delillerden anlaşılmış olup, davacı taşınmazın raiç değerine mahsuben şimdilik 10.000 TL’nin tahsili talepli bu davayı açmıştır. Davacı yargılama sırasındaki dilekçelerinde taşınmazı 120.000 DM ye satın aldığını, bu miktarın TL karşılığının davalıya ödendiğini de belirtmiş ve bunu ilişkin banka hesap ekstrelerinin getirilerek incelenmesini istemiştir. Mahkemece taşınmazın satışına ilişkin 5.6.1995 tarihli resmi senetteki satış bedeli esas alınarak … Hazinesi adına tescil edelin kısım için ödenen bedelin denkleştirici … ilkesi gereğince dava tarihinde ulaştığı miktarın tahsiline karar verilmiştir.
Taşınmaz satışlarında tapuda gösterilen bedelin gerçeği yansıtmadığı bilinen bir gerçek olup, bu husus Dairemizin
birçok kararında da kabul edilmiştir. Davacı gerçek satış bedelinin 120.000 DM olduğunu ileri sürüp bu hususta banka kayıtlarına dayandığına göre, mahkemece, davacının bu delillerinin getirtilmesi ve değerlendirilmesi, aksi bir sonuca varılsa bile, davacının yemin deliline dayandığı gözetilerek, davacıya yemin hakkı hatırlatılarak davacının ispatlayabildiği satış bedeli üzerinden denkleştirici … ilkesi gereğince hesaplama yapılması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi bozma nedenidir. Kararın bu nedenle bozulması gerekirken zuhulen onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizi onama kararının kaldırılmasına ve Mahkeme Kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer karar düzeltme itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 10.2.2010 gün 2009/9379 esas- 20101478 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına ve mahkeme kararının BOZULMASINA, peşina alınan harcın istek halinde iadesine, 7.6.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Davacı Duraliler Köyündeki 2114 nolu parseli davalıdan satın aldığını, ancak, daha sonra dava dışı … Hazinesinin açtığı dava sonunda ve taşınmazın evveliyatının orman olduğu gerekçesi ile tapunun bir kısmının iptal edildiğini ileri sürerek, taşınmazın rayiç değerinin tespiti ile şimdilik, 10.000 TL’ nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kusuru bulunmadığını, ancak ödediği bedeli geri isteyebileceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının zapta karşı tekeffül hükümlerine göre davacı zararından sorumlu olduğu, ancak, satış bedelinin denkleştirilmesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satılan taşınmazın üstün hakka dayalı olarak dava
dışı orman idaresi tarafından zaptedilmesi nedeni ile tazminata ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı zararının hangi usul ve ilkelere göre belirleneceği hususunda toplanmaktadır.
Davacıya satılan taşınmaza ait tapu kaydının davalı Belediye adına iken davacıya ihale yolu ile satılıp mülkiyetinin geçerli şekilde devir edildiği, ne var ki, daha sonra orman idaresinin açtığı dava sonunda taşınmazların evveliyatının orman olduğu gerekçesi ile tapuların iptal edildiği açık ve belirgindir. Davacı zararının taşınmazın rayiç değeri kadar olduğunu iddia ettiğine göre, davalının sorumluluğunu gerektiren nedenler ve hukuki sebepler üzerinde önemle durmak gerekir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, BK’nun 189. maddesinde; satıcının, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından satım akdi zamanında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zaptedilmesinden alıcıya karşı mes’ul ve zamin olacağı açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu hükme göre ayıp ister subjektif bir haktan, ister objektif bir hukuk kaidesinden doğsun, satıcı, devrin1i kabul ve taahhüt ettiği hakkın kendi malvarlığında mevcut olduğu yönünü de zamindir. Bu nedenle, devredilen hak, herhangi bir sebepten, devri taahhüt edilen hakka uygunluk göstermiyorsa, satıcı sorumludur. Bu halde sorumluluğun kapsamı alıcının zapt nedeni ile uğradığı gerçek zarar kadardır. Devir resmi şekilde ve geçerli bir şekilde gerçekleştirilmiştir. O halde, geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici … ilkelerinin olayda uygulanma olanağı yoktur.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davalı zapta karşı tekeffül hükümlerine göre rayiç değerden sorumlu olup, mahkemece davalının, taşınmazın zaptedilen kısmının rayiç değerinden sorumlu tutulmaması ve dolayıyla aksi düşünce ile verilen hükmün bozulması gerekir. Bu nedenle sayın çoğunluk kararına katılamıyorum.