YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6064
KARAR NO : 2012/9189
KARAR TARİHİ : 12.11.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kullanım kadastrosu sırasında … Mahallesi çalışma alanında bulunan 40 ada 72 parsel sayılı 309.46 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesinde “6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve “taşınmaz bahçe ve üzerinde bir katlı kargir bina olarak … oğlu …’ın kullanımınında olduğu” şerhi verilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı … beyanlar hanesine soyisminin yanlış yazıldığı iddiasına dayanarak bayanlar hanesindeki “…” soyisiminin “…” olarak düzeltilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişme konusu 40 ada 72 sayılı parselin beyanlar hanesinin “…” kullanımında olan kısmının” … olarak düzeltilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı … Müdürlüğünü temsilen Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, nüfus kayıtlarına göre taşınmazın beyanlar hanesine kullanıcının soy isminin “…” yazılması gerekirken ” …” olarak yazıldığı gerekçesi ile tutanağın beyanlar hanesinin bu yönde düzeltilmesine karar verilmiş ise de; dava 3402 sayılı kadastro Kanunu’nun Ek-4 maddesi gereğince yapılan kadastro tespitine itiraza ilişkindir. 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasa’ya eklenen EK 4/1. madde gereğince “6831 sayılı Orman Kanunu’nun 20/06/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2’nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05/06/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2’nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11’inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil…” edilir. Kadastro tespitine itiraz davalarında davalı sıfatı, tespit malikiyle birlikte var ise beyanlar hanesinde yararına zilyetlik veya muhdesat şerhi bulunan kişi ya da kişilere aittir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.02.2010 gün 2010/7-70 Esas-2010/86 sayılı kararında da değinildiği gibi, aleyhine dava açılanların davalı sıfatlarının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. HUMK’nun 179/1. maddesi gereğince dava dilekçesinde tarafların ve varsa temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gerekmektedir. Bu bildirim esnasında yapılan yanlışlıklardan bazıları, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi, davalının temsilcisinde yanılmış olması halinde olduğu gibi olanak dahilindedir. Somut olayda Kadastro Müdürlüğünün davalı gösterilmesinin ve Hazine vekili tarafından temsil edilmiş olmanın temsilcide yanılgı olarak değerlendirilmesi gerekir. Dava, tutanağın beyanlar hanesine verilen şerhteki soy ismi yanlışlığının düzeltilmesi istemi ile açılmış olup, davanın niteliğine göre, husumetin Hazine’ye yöneltilmesi gerekirken, dava dilekçesinde sadece Kadastro Müdürlüğü hasım gösterilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, dava edilmek istenenin aslında Kadastro Müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın sadece Kadastro Müdürlüğüne yöneltildiğinden söz edilemez. Ortada belirgin biçimde temsilcide yanılgı hali vardır. O halde Mahkemece temsilcide yanılma hali re’sen gözetilerek, davanın tespit maliki Hazine’ye yönlendirilmesi için davacı yana olanak verilmeli, davanın Hazine’ye yaygınlaştırılması halinde davaya devam edilmelidir. Ayrıca açılan dava nedeniyle çekişmeli parselin kadastro tespiti kesinleşmemiş, tespit tutanağı mahkemeye gönderilmiştir. 3402 sayılı Yasa’nın 1. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun öngördüğü şekilde sicil oluşturmak zorundadır. Medeni Yasa’nın öngördüğü biçimde doğru sicil oluşturma görevi vardır. Başka bir deyişle, uyuşmazlığın esası hakkında karar verirken, çekişmeli parselin hangi nitelikte, miktarda, kim veya kimler adına hangi paylar oranında tescil edileceği açıkça gösterilmeli ve infazı kabil sicil oluşturulmalıdır. Somut olayda mahkemece sadece beyanlar hanesindeki şerhin düzeltilmesi ile yetinilerek taşınmaz hakkında sicilin açık bırakılması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de davacının soy ismi “…” olduğu halde “…” olarak düzeltilmesi de isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.