YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10194
KARAR NO : 2013/11182
KARAR TARİHİ : 21.11.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar … ve müşterekleri vekili 30.09.2011 havale tarihli dava dilekçesinde; kadastro tespiti sırasında Göl Köyünde bulunan ve müvekkillerine ait 183 ada 89 parsel sayılı taşınmazın güneyinde bulunan ve haritada çıkmaz yol olarak gösterilen taşınmazın yol olmayıp müvekkillerine ait taşınmazın devamı olduğu iddiası ile yol olarak bırakılan bölümün müvekkilleri adına tescili istemi ile dava açmıştır. …, dava konusu edilen yerin kendi evine de ulaşımı sağlayan yol olduğu iddiası ile davaya katılmıştır. Mahkemece usule ilişkin bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde kadastro işlemlerinin 30.01.2009 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın haritasında yol olarak gösterildikten sonra kazanım koşullarının oluşmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz yol vasfı nedeniyle tespit dışı bırakılmıştır. Dava kadastro tespitinden önceki zilyetliğe de dayandığına göre kadastro tespit gününden önceki zilyetlik durumu da değerlendirilerek tespite kadar 3402 sayılı yasanın 14. maddesinde öngörülen koşulların davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerekirken tespit gününden sonra 20 yıllık zilyetlik ile kazanmayı sağlayan sürenin tamamlanmadığı gerekçesi ile karar verilmiş, önceki zilyetlik konusunda bir araştırma yapılmamıştır. Ayrıca taşınmazın hali hazırda ne şekilde kullanıldığı, davacılar tarafından iddia edilen bölümün devamı olan ve haritasında çıkmaz yol olarak bırakılan bölümün kullanım şekli konusunda mahkemenin gözlemi keşif tutanağına yansıtılmadığı gibi ziraatçi bilirkişiden de kullanım durumu ve taşınmazın niteliği hakkında rapor alınmamıştır. Bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi de hava fotoğraflarıdır. Hava fotoğraflarının en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için tespit gününden önceki zilyetliğe dayanıldığına göre tespit tarihinden geriye doğru 20- 30 yıl öncesine ait (1988, 1990 ve 1995 yılları) stereoskopik hava fotoğraflarının dosya arasına konulması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerekir. Stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde arazinin üç boyutlu görülmesi, taşınmazın çekim tarihindeki sınırlarının ve niteliğinin belirlenebilmesi, bu yolla ekilemeyen alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi mümkündür. Mahkemece uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli bulunan hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır. Hal böyle olunca, öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgeye ait dava tarihinden 20 yıl öncesine ait birbirine yakın iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalıdır. Bundan sonra, taşınmazın başında zirai bilirkişi, yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları huzuru ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte taşınmazın kullanım durumu ve taşınmazın devamında bulunan çıkmaz yolun ne şekilde kullanıldığı yönündeki mahkeme gözlemi tutanağa geçirilmeli, jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişiden belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazın konumu hava fotoğraflarında gösterilmeli, dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, ekonomik amaca uygun olarak zilyetliğe ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, zirai bilirkişiden taşınmazın niteliği ve zilyetliğin sürdürülüş şekli, taşınmazda ekonomik amaca uygun zilyetliğin mevcut olup olmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, zilyetlik tanıkları ve mahalli bilirkişilerin taşınmazın niteliği, öncesinin kamu malı ve genel yol niteliğinde olup olmadığına ve taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğe ilişkin beyanları bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmazın tüm yönlerinden çektirilecek fotoğraflar üzerinde taşınmazın davaya konu bölümü işaretlettirilmeli, daha sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek komşu taşınmazların kadastro tespitlerinin yapıldığı tarihe dek taşınmaz bölümü üzerinde davacı yarına edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacılara iadesine, 21.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.