YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10689
KARAR NO : 2013/10952
KARAR TARİHİ : 18.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu Karakale Köyü çalışma alanında bulunan 102 ada 62, 63 ve 73 parsel sayılı 4163,05, 13427,32 ve 9539,33 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar sahibi tespit edilemediğinden tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile çekişmeli 102 ada 62, 63 ve 73 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına olan tapu kaydının iptali ve çayır vasfıyla davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve taşınmazın fotoğraflarıyla birlikte değerlendirilen ziraatçi bilirkişi raporuna göre davalı Hazine temsilcisinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Dava, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak açılmış, mahkemece davacı yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen şartlar gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu taşınmazların davacı ve babası tarafından 20 yıldan fazla zamandır çayır olarak kullanıldığını, davacının babasının ölümünden sonra davacının zilyetliğinde olduğunu beyan etmişlerdir. Ancak, taşınmazların ne şekilde (taksim, bağış, satış vs.) kendisine intikal ettiği davacıya açıklattırılmadığı gibi, yerel bilirkişi ve tanıkların da bu hususta beyanları alınmamıştır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için davacı tarafa iddiası açıklattırılarak, geçerli bir hukuki işlemle (taksim, bağış, satış vs.) taşınmazların kendisine kaldığını iddia etmesi halinde bu yönde araştırma ve inceleme yapılarak esasa ilişkin hüküm kurulmalı, aksi halde muristen kalan ve terekeye dahil olan taşınmazlar için TMK’nın 701 ve 702. maddeleri gereğince davacının üçüncü kişilere karşı tek başına adına tescil istemi ile dava açamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.11.2013 gününde oybirilğiyle karar verildi.