Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/9127 E. 2013/11170 K. 21.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9127
KARAR NO : 2013/11170
KARAR TARİHİ : 21.11.2013

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; ”Mahkemece yapılan araştırmanın karar vermeye yeterli olmadığı, çekişmeli taşınmazın toprak tevzi çalışmaları sırasında belirtmeliğin 1927 nolu parseli olarak 2.1.1964 tarih ve 476 sıra numaralı tapu kaydı ile Hazine adına tescil edildiği, davacı … ve …’ın dayandığı ve dava dışı taşınmazın kuzey hududunda bulunan 1069 ada 18 sayılı parsele revizyon gören 14.10.1971 tarih ve 28 sıra numaralı tapu kaydının ise Hazine tapusundan sonra 21.4.1967 tarih ve 38 sıra numaralı tapu kaydı ile Hazine ve Belediye Başkanlığının taraf olduğu tescil ilamı ile oluştuğu, tapu kaydı miktarının 56.325,00 metrekare olup 1069 ada 18 sayılı parselin 27540.13 metrekare olarak tespit edildiği, tapu kaydının miktar olarak uyuşmazlık konusu taşınmazın krokisinde (A) harfi ile gösterilen 28784.87 metrekarelik bölümünü kapsadığı, ancak tapu kaydının dayanağı olan tescil ilamı ve tescil krokisinin dosyaya getirtildiği halde keşifte uygulanmadığı, tescil haritası incelendiğinde kenar uzunluklarının bulunması nedeniyle uygulanabilir nitelikte olduğu, yeniden keşif yapılarak davacı tarafın dayandığı tapu kaydının 3402 sayılı Yasa’nın 20. maddesi gereğince kapsamının haritasına göre belirlenmesi, tescil haritasının uygulama kabiliyetinin bulunmaması halinde tapu kaydının sınırlarına itibar edilerek kapsamının belirlenmesi, tapu kaydının sınırlarının sabit olup olmadığının araştırılması, tapu kaydının dayanağı olan tescil ilamında Hazine ve belediye taraf olduğundan bu ilamın Hazine ve belediyeyi bağlayacağının düşünülmesi, tapu uygulamasına göre davacı … ve …’ın dayandığı tapu kaydının kapsamı dışında kalan bölüm varsa bu bölümün Hazinenin 1964 tarih ve 476 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında bulunması nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacağının düşünülmesi, davacıların dayandığı tapu kaydının uygulandığı 1069 ada 18 sayılı parselin de davalı olduğu anlaşılmakla bu dosyadaki uygulamanın da göz önünde bulundurulması, ayrıca müşterek malik olan diğer tapu kayıt malikleri tarafından açılmış bir dava olmadığından davanın davacıların payları ile sınırlı olarak görülmesi, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davacılar …ve … tarafından açılan davanın kısmen kabulüne, 1069 ada 4 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi rapor ve eki haritada (B) harfiyle gösterilen 40.571,80 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kayıt malikleri ile vefat eden kayıt maliklerinin mirasçıları adına miras payları oranında, taşınmazın geriye kalan bölümlerinin ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve temyiz edenin sıfatına göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak davacıların dayanağı olan 14.10.1971 tarih ve 28 sıra numaralı tapu kaydı müşterek mülkiyet şeklinde olup davacılar da bu tapu kaydında 1/5’er pay maliki olduklarına göre temyize konu bölüm yönünden davanın davacıların payları oranında kabulüne karar verilmesi gerekirken bu yöndeki bozma ilamına da aykırı olacak şekilde dava açmayan paydaşlara da pay vermek sureti ile hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.