Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/5458 E. 2010/10421 K. 12.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5458
KARAR NO : 2010/10421
KARAR TARİHİ : 12.07.2010

MAHKEMESİ : … Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava dilekçesinin görev yönünden yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 28/08/2008 tarihinde, davalıya sıfır kilometre bir aracın, davalının %95 maluliyetini gösterir sağlık raporu nedeniyle özel tüketim vergisi düşülerek satıldığını, satış işleminden iki ay sonra 22.10.2008 tarihinde Maliye Bakanlığı’ndan gelen bir yazıyla davalının aracı satın aldığı tarihten kısa bir süre önce Türk vatandaşlığından çıkarak Alman uyruğuna geçtiği, malul dahi olsa bu istisnadan yararlanamayacağı belirtilerek özel tüketim vergisinin kendilerinden tahsilinin talep edildiğini, Vergi Mahkemesine açtıkları dava neticesinde vergi cezası yönündün davalarının kabul edildiğini ve fakat vergi aslı yönünden davanın reddine karar verildiğini, verilen kararın halen Danıştay aşamasında bulunduğunu belirterek, ödenmesi gereken vergi ve cezalar tutarı 23.450,60 TL’nin ödeninceye kadar mahkemece uygun görülecek bir tevdi mahalline davalı tarafından bloke edilmesini bu esnada bedelin kendilerinden tahsili halinde ise davaya rücuen alacak davası olarak devam edilmesini istemiştir.
Davalı; 5203 sayılı yasada mavi kart verilmesiyle ilgili hükümde, mavi kart sahibi kişilerin seçme, seçilme, emeklilik hakları dışında diğer tüm özel ve resmi hizmetlerden (mal alım satım, banka işlemleri vb.) faydalanabildiklerini belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın görevsizlik nedeni ile Reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde
yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta satıcı davacı ile alıcı davalı arasında 4077 sayılı yasada tanımlanan şekilde satış sözleşmesi ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık satış sözleşmesinden kaynaklanmakta olup Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece esasa girilip taraf delilleri toplandıktan sonra karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Davacı tarafından temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 Tl temyiz harcının istek halinde iadesine, 12.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.