YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15982
KARAR NO : 2013/16305
KARAR TARİHİ : 03.07.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, Ankara 4 nolu şubenin 13.03.2010 tarihli 9. Olağan Genel Kurulunun tüm sonuçları ile iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı; davalı sendikanın üyesi olduğunu, sendikanın Ankara 4 numaralı şubesinin 13.03.2010 tarihinde 9. Olağan Genel Kurulunu yaptığını, 13.03.2010 tarihi öncesinde olağan genel kurulun yapılmasına ilişkin şube yönetim kurulunun kararının Ankara 3. İş mahkemesince iptal edildiğini, şubenin 9. Olağan Genel Kurulunun kanuni dayanağının kalmadığını ve iptal edilmesi gerektiğini iddia ederek Ankara 4 numaralı şubenin 13.03.2010 tarihli 9. Olağan Genel Kurulunun tüm sonuçları ile iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; gerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 83. maddesi gerekse 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 15. maddesinin 2. bendi gereğince genel kurulun kesinleşmesinden itibaren 1 aylık süre içerisinde davanın açılması gerektiğini, bu davanın bir aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, Ankara 3. İş mahkemesinin 2009/1191 esas sayılı dosyasında verilen kararın genel kurula bir etkisinin olmadığını, emsal Yargıtay kararlarının da bu doğrultuda olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı sendikanın Ankara 4 numaralı şubesinin 13.03.2010 tarihinde yapılan 9. Olağan Genel Kurulunun iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinden önce yürürlüğe girmiş olan 6356 sayılı Kanun’un 15. maddesinde, “Genel kurulda yapılan organ ve delege seçimlerinin devamı sırasında yapılan işlemlere ilişkin olarak seçim sonuç tutanaklarının düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde yapılacak itirazlar hâkim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. İtiraz süresinin geçmesi ve itirazların karara bağlanmasından hemen sonra hâkim, 14 üncü madde hükümlerine göre kesin sonuçları ilan eder ve ilgili kuruluş veya şubesine bildirir.
Bakanlık veya kuruluş ya da şubesinin üye ve delegeleri; kanun ve tüzük hükümlerine aykırı olarak genel kurul ve seçim yapılması veya seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük ya da kanuna aykırı uygulama iddiasıyla, bu işlemlerin veya genel kurulun iptali için genel kurul tarihinden itibaren bir ay içerisinde dava açabilir. Dava basit yargılama usulüne göre iki ay içerisinde sonuçlandırılır. Kararın temyizi hâlinde Yargıtay’ca on beş gün içinde kesin olarak karara bağlanır.
Genel kurulun veya genel kurulda yapılan organ seçiminin iptaline karar verildiği takdirde mahkeme; genel kurulu kanun ve tüzük hükümlerine göre en kısa zamanda toplamak, seçimleri yapmak ve yeni yönetim kurulu seçilinceye kadar kuruluşu yönetmekle görevli olmak üzere, 4721 sayılı Kanun hükümleri gereğince bir veya üç kayyım tayin eder ve görev sürelerini belirler.” denilmiştir.
Diğer taraftan 4721 sayılı Kanun’un 83. maddesinde, “Toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üye, karar tarihinden başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üye kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebilir. Diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamaz. Genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlar saklıdır.” denilmiştir.
Somut olayda; davalı Sendikanın Ankara 4 numaralı Şubesinde 29.07.2007 tarihinde olağanüstü genel kurul yapıldığı, genel kurul yapılmasına ilişkin yönetim kurulu kararı ile genel kurulun iptali için dava açıldığı ve Ankara 3. İş Mahkemesi tarafından 23.02.2010 tarih, 2010/176 esas, 2010/46 sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilerek söz konusu yönetim kurulu kararıyla olağanüstü genel kurulun iptaline karar verildiği, kararın ise Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 13.04.2010 tarih, 2010/10598 esas, 2010/10353 karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu süreçte Ankara 4 numaralı Şube Yönetim Kurulunca yukarıdaki kararın kesinleşmesi beklenmeksizin 29.12.2009 tarihinde 9. Olağan Genel Kurulun erken yapılmasına karar verildiği ve bu kararın 30.12.2009 tarihinde sendika merkez yönetim kurulunca onaylandığı, bunun üzerine bu kararların iptali için de dava açıldığı ve ihtiyati tedbir ile genel kurulun tedbiren durdurulmasının istendiği, ancak tedbir talebinin mahkemece ret edildiği, dava neticesinde ise Ankara 3. İş Mahkemesi tarafından 01.06.2011 tarihinde 2009/1191 esas, 2011/279 karar sayılı kararla, “yetkisiz kişilerce genel kurula gitme kararı alındığı, yapılan işlemin iyi niyetli olmadığı” gerekçesiyle davanın kabul edilerek söz konusu kararların iptaline karar verildiği, anılan kararın ise Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 30.12.2011 tarih, 2011/53810 esas, 2011/50347 karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görülmektedir.
Genel kurul sendikaların iradesini yansıtan nihai karar organıdır. Genel kurullar bakımından asıl olan ise olağan genel kuruldur. Olağan genel kurul, kanunda ve daha kısa bir süre belirlenmesi koşuluyla tüzükte öngörülen sürelerde düzenli olarak yapılmak zorunda olunan ve yapılması için herhangi bir nedenin ortaya çıkması gerekli olmayan genel kuruldur. Olağanüstü genel kurul ise ancak genel kurulun olağanüstü toplanmasını gerektirir nitelikte objektif ve ciddi nedenlerin bulunması halinde söz konusu olan istisnai nitelikteki genel kuruldur. Bunlar dışında bir de ilk genel kurul mevcut olup bu genel kurul ise kuruluştan itibaren belirli süre içinde yapılması lazım gelen ve sendikanın normal işleyişini temin için gerekli olan genel kuruldur. Belirtilen genel kurullar dışında bir genel kurula gerek 2821 sayılı Kanun’da gerekse 6356 sayılı Kanun’da yer verilmemiştir.
Uyuşmazlık konusu olayda Ankara 4 numaralı Şubesinin 8. Olağan Genel Kurulunun 18.11.2006 tarihinde yapıldığı, Sendika tüzüğünde ise Kanunda ifade edildiği gibi olağan genel kurulun dört yılda bir yapılacağının düzenlendiği anlaşılmaktadır (2821 sayılı Sendikalar Kanunu m. 12, Sendika tüzüğü m. 28). Bu durumda 13.03.2010 tarihinde yapılan genel kurulun niteliğinin ortaya konulması gereklidir. Bu genel kurula “erken olağan genel kurul” denilmiş ise de yukarıda değinildiği gibi böyle bir genel kurul kanunda düzenlenmediği gibi Sendika tüzüğünde de yer almamaktadır. Bu genel kurul olağan genel kurulun yapılması için gerekli süre geçmediğinden olağanüstü genel kurul niteliği taşımaktadır.
Olağanüstü genel kurulda da genel kurula çağrı yönetim kurulu tarafından yapılmaktadır (2821 sayılı SK m. 12/5, 6356 sayılı STİSK m. 12/5) Ancak burada olağanüstü genel kurula gidilmesine dair yönetim kurulu kararı kurucu nitelikte olup yönetim kurulu kararının bulunmaması genel kurulun oluşumunu sakatlayacağı gibi genel kurulun hukuki dayanaktan yoksun olmasına neden olur. Zira olağanüstü genel kurul ancak yönetim kurulu veya denetleme kurulunun gerekli gördüğü hâllerde ya da genel kurul üye veya delegelerinin beşte birinin yazılı isteği üzerine toplanabilir (2821 sayılı SK m. 12/4, 6356 sayılı STİSK m. 12/4 ).
Somut uyuşmazlıkta hukuki niteliği olağanüstü genel kurul olan 13.03.2010 tarihinde yapılan genel genel kurulun yapılmasına dair 29.12.2009 tarihli şube yönetim kurulu kararıyla bu kararı onayan 30.12.2009 tarihli genel merkez yönetim kurulu kararı yetkisiz kişilerce alındığı gerekçesiyle kesinleşmiş mahkeme kararıyla iptal edildiğinden genel kurul hukuki dayanağını kaybetmiş ve genel kurulun oluşumu sakatlanmıştır. Gelinen noktada, yönetim kurulu kararı ve çağrısı olmaksızın toplanan erken olağan genel kurul görünümde bir olağanüstü genel kurul vardır. Bu sebeple de iptal sebebinden değil mutlak butlandan bahsetmek doğru olacaktır. Mutlak butlanın ileri sürülmesi ise her hangi bir süreye tabi değildir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle 6356 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 2. fıkrası uyarınca aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Hüküm: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davalı Sendikanın Ankara 4 numaralı Şubesinin 13.03.2010 tarihinde yapılan 9. Olağan Genel Kurulunun bütün sonuçlarıyla iptaline,
3-6356 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 3. fıkrası uyarınca genel kurulu kanun ve tüzük hükümlerine göre en kısa zamanda toplamak, seçimleri yapmak ve yeni yönetim kurulu seçilinceye kadar kuruluşu yönetmekle görevli olmak üzere, 4721 sayılı Kanun hükümleri gereğince Tez-Koop-İş Sendikasının Ankara 4 numaralı Şubesine kayyum atanmasına, kayyumun sayısı, görev süresi ile isimlerinin yargılamayı yapan mahkemece belirlenmesine,
4-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
5-Davacının yaptığı 447,60 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 03.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi