Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/16814 E. 2013/16724 K. 05.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16814
KARAR NO : 2013/16724
KARAR TARİHİ : 05.07.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının yargılama sırasında aynı koşullarda çalışmak üzere davet edilmesine rağmen işe başlamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı işveren tarafından fesih işlemi gerçekleştirilip davacı tarafından işe iade davası ikame edildikten sonra işe iade talebinin uygun görüldüğü, iki gün içerisinde aynı şart ve pozisyonla davacının işe başlaması gerektiği, İstanbul 19. Noterliği’nin 26.09.2012 tarih ve 4719 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile bildirilmiş ise de, söz konusu ihtarnamenin davacıya fesihten sonra yapılan yeni bir iş teklifi niteliğinde bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacı işçinin iş sözleşmesinin 31.07.2012 tarihinde davalı işverence feshedildiği, davacı tarafından dava açıldıktan sonra işverence 26.09.2012 tarihli noter ihtarnamesi işe başlaması istendiği halde davacının haklı bir neden olmadan işbaşı yapmadığı anlaşılmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddelerinde belirtilen iş güvencesi hükümlerinin amacı, işverenin iş sözleşmesini meşru ve makul görülebilecek bir neden olmaksızın keyfi olarak sona erdirmesinin engellenmesi, dolayısıyla iş ilişkisinde sürekliliğin sağlanmasıdır. Sözü edilen düzenlemeler, işverene emredici kurallarla bir takım yükümlülükler getirmekle birlikte, işçinin de kanunun bu korumasından yararlanması için dürüstlük kurallarına uygun davranması gerekir. Başka bir anlatımla, iş ilişkisinde sürekliliğin sağlanması noktasında işçi de dürüstlük kurallarına uygun olarak kendisinden beklenen davranışları ortaya koymalıdır. Bu nedenle, feshin geçersizliğine karar verilmesi istemi ile açılan davada hedef işe başlatılma olmalıdır. Somut olayda, davalı işveren fesihten sonra davacıyı işe başlaması için çağrıda bulunmasına rağmen, davacı işçi, haklı bir neden ileri sürmeden bu davete icabet etmemiştir. Davacının bu davranışı, iş ilişkisinin devamı ile ilgili talebinde samimi olmadığını, nihai hedefinin feshin geçersizliğine bağlı tazminat ve alacakları almak olduğunu göstermektedir. Ne var ki, salt bu amaca yönelik talebin iş güvencesi hükümlerince korunması mümkün değildir. Çünkü İş Hukuku mevzuatımızda işçiye işe başlama ile tazminat isteme arasında bir seçimlik hak tanınmamıştır. Davacı sözü edilen davranışı ile dava açma hakkını kötüye kullanmak suretiyle işverence yapılan feshi geçerli hale getirmiştir. Bu nedenle, mahkemece davanın reddine karar verilmelidir.
Ancak, dava açılmasına işveren sebebiyet vermiş olduğundan, yargılama gideri ve vekâlet ücretinden davacının yerine davalı işverenin sorumluluğuna karar verilmesi gerekir.
Belirtilen nedenlerle, yerel mahkeme kararının 4857 sayılı Kanun’un 20/3. maddesi uyarınca bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davalının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davacının yaptığı 100,60 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, kesin olarak 05.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.