YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/451
KARAR NO : 2010/9213
KARAR TARİHİ : 23.06.2010
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki mülkiyetin tesbiti alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile arasında düzenlenen 04.09.2006 tarihli satış sözleşmesi ile,… plakalı 2005 model … C3x 1,4 HDİ marka aracın satışı konusunda anlaşma yapıldığını ve 18.000,00 TL olan satış bedelinin davalıya ödendiğini, aracın devrinin üzerindeki banka rehininin satıcı tarafından kaldırılmasından sonra yapılacağının sözleşmede açıkça belirtildiğini ve teslim alındığını, ancak davalının borcundan dolayı aracın haczedilip muhafaza altına alındığını, borç ödendikten sonra davalı tarafından teslim alındığını ve böylece aracın zilyetliğinin de davalıya geçtiğini, araç üzerindeki rehnin de davadan iki üç ay kadar önce davalı tarafından kaldırıldığını öğrendiğini,bunun üzerine aracın devrini yapması yada aldığı bedeli iade etmesi hususunda davalıya ihtarname gönderdiğini, ihtarnamesinin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, satış sözleşmesine konu aracın adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde araç için ödenmiş olan 18.000,00 TL’nin sözleşme tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı uygun tebligata rağmen duruşmalara katılmamış ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının mülkiyetinin tespiti istemli davasının reddine, bedele ilişkin terditli davasının kabulü 2010/451-9213
ile, 18.000,00 TL olan satış bedelinin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı temyiz dilekçesinde, isticvap davetiyesinden haberi olmadığını, tebligatın yanlış adrese yapıldığını ve savunma hakkının kısıtlandığını savunmuştur. Dava dosyasında bulunan tebligatların incelenmesinde, davalının dava dilekçesinde bildirilen adresinin, tebliğ edildiği “ … Kasabası, … Mah No.38 Merkez/… ” olduğu ve mahkemece isticvap davetiyesinin de “ … Kasabası, … Mah No.38 Merkez/… ” adresine tebliğe çıkarıldığı, ancak “ … Mahallesi Muhtarlığı’na tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalıya çıkarılan isticvap davetiyesinin geçerli sayılmasına usulen olanak yoktur. Savunma hakkı Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alındığı gibi, HUMK. nun 73. maddesi hükmüne göre de, mahkeme dava dilekçesine karşı savunmasını bildirmek üzere davalıyı kanunun gösterdiği şekle uygun olarak davet etmedikçe hükmünü veremez. Başka bir anlatımla, davalıya savunma hakkını kullanma olanağı verilmeden hüküm kurulamaz. O halde mahkemece, davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliği yapılarak taraf teşkili sağlanıp, davalı delilleri de toplandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, davalının yokluğunda yargılama yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 23.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.