YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17412
KARAR NO : 2013/16310
KARAR TARİHİ : 03.07.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, Kayseri şubesinde profesyonel şube sekreteri olarak çalıştığının tespiti ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı sendikanın Kayseri Şubesinde 05.06.2005 tarihinden 31.01.2010 tarihine kadar üç dönem şube sekreteri olarak görev yaptığını, son dönem hariç profesyonel kadro verilmediğini, oysa her üç dönem de tüzük gereği profesyonel sendika yöneticisi olmasına rağmen davalı sendika tarafından tüzüğe aykırı davranılarak haklarının verilmediğini iddia ederek ücret farkı, nakdi sosyal yardım, hizmet teşvik ödemesi ve farkı, yıllık izin ücreti farkı ile tüzüğünün 51-h maddesi gereğince genel kurulda aday olmayanlara ödenmesi gereken altı aylık ücreti tutarındaki tazminat farkı alacaklarının kanuni faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; tüzüğün 32. maddesi gereğince profesyonel statü verme yetki ile görevinin sendika yönetim kurulunda olduğunu, yönetim kurulunca şubeye bağlı işyerleri, bu işyerlerinden alınan aidat miktarı, şubenin gelişme potansiyeli, geliri dikkate alınarak profesyonel statünün verildiğini, davacının yöneticisi olduğu Kayseri şubesinin üye sayısının sürekli düşme eğiliminde olduğunu, davacıya gerek amatör sendika yöneticisi gerekse profesyonel sendika yöneticisi olduğu dönemlerde her ay için düzenli olarak ücretlerinin ödendiğini, davacının seçilemeyince kendisine maddi çıkar sağlamak amacıyla kötü niyetli olarak bu davayı açtığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iddia ettiği gibi profesyonel sendika yöneticisi olmasına rağmen amatör sendika yöneticisi olarak çalıştırıldığı ve bu şekilde hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının profesyonel sendika yöneticisi olup olmadığı ile talep ettiği ücret, hizmet teşvik, yıllık izin ücreti, nakdi sosyal yardım, hizmet ödeneği alacaklarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 44. maddesinde, “Sendikalar gelirlerini Sendikalar Kanunu ve tüzüklerinde gösterilen faaliyetler dışında kullanamazlar ve bağışlayamazlar.” denilmiştir.
Yine aynı Kanun’un 45. maddesinde, “Konfederasyonlar ile sendikaların ve şubelerinin yönetim kurulu üyeleri ile başkanlarına verilecek ücretler, her türlü ödenek, yolluk ve tazminatlar genel kurul tarafından tespit olunur. Bunlar da yönetim kurulunca faaliyet raporunda gösterilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan 2003 yılı Tüzüğünün 32. maddesinde, “…Seçilecek asıl üyelere, üye sayısına göre belirlenen görev unvanları için profesyonel kadro verilmesi Sendika Yönetim Kurulu yetkisi dahilindedir. Profesyonel kadrolar hiçbir şekilde müktesep hak teşkil etmez. Şube üye sayısının belirlenen sayının altına düşmesi halinde, üye sayısının düşme oranına göre kadroların profesyonel veya amatör olarak değerlendirilmesi de yine Sendika Yönetim Kurulu yetkisi dahilindedir.” denildikten sonra üye sayısının 1500’den fazla 2501’den az olması halinde hem başkan hem de şube sekreteri profesyonel statüde olacağı açıklanmıştır.
2006 yılı Tüzüğünde aynı maddede, “…Şube kapsamındaki işyerlerinde aidatlı üye sayısı; 500’den 1500’e kadar olan şubelere bir profesyonel (Şube Başkanı); 1501’den 2500’e kadar olan şubelere iki profesyonel (Şube Başkanı, Şube Sekreteri) ; 2501’den 3500’e kadar olan şubelere üç profesyonel (Şube Başkanı, Şube Sekreteri, Şube Mali Sekreteri) 3501’den yukarı olan şubelere dört profesyonel (Şube başkam, şube sekreteri, şube mali sekreteri, şube teşkilatlandırma sekreteri) yönetici kadrosu verilir. Şube aidatlı üye sayısının artması halinde profesyonel yönetici kadrosu en geç 6 ay içerisinde verilir. Şube aidatlı üye sayısının eksilmesi halinde profesyonel yöneticilik kadrosu, tespit edilen eksilme tarihinden itibaren en geç 6 ay sonunda geri alınır. Aidatlı üye sayılarının yukarıda belirlenen sayının altında olması veya bu sayının eksilmesi halinde; şubeye bağlı işyerlerini, bu işyerlerinin coğrafî konumunu, şubeye bağlı işyerlerinden alman aidatları, şubenin ileriye dönük gelişme imkanlarını, teşkilatlanmasını, faaliyet sahasının dağınıklığını, çalışma potansiyelini, gelir ve giderini göz önünde tutarak, tüm bu hususları birlikte değerlendirerek profesyonel yöneticilik kadrosunun (kadrolarının) verilip verilmemesi, verilmiş kadroların geri alınıp alınmaması konusunda nihai karar ve takdir yetkisi kesin nitelikte olmak üzere Merkez Yönetim Kuruluna aittir.” hükmüne yer verilmiştir.
Yine 2003 yılı Tüzüğünün 21. maddesinde, “Ana tüzüğün 32. maddesi uyarınca üye sayısına göre belirlenen görev unvanları için profesyonel kadro verilmesi Sendika Yönetim Kurulu yetkisi dahilindedir. Şube üye sayısının belirlenen üye sayısının altına düşmesi halinde ise üye sayısının düşme oranına göre kadroların profesyonel veya amatör olarak değerlendirilmesi de yine Sendika Yönetim Kurulu yetkisi dahilindedir” denilirken 2006 Yılı tüzüğünün 21. maddesinde, “Ana tüzüğün 32. maddesi uyarınca üye sayısına göre belirlenen görev unvanları için profesyonel kadro verilmesi, şube üye sayısının belirlenen üye sayısının altında olması halinde 32. maddede belirlenen kıstaslar dikkate alınarak profesyonel kadroların verilmesi belirlenen sayının altına düşmesi halinde geri alınıp alınmaması konusunda nihai karar ve takdir yetkisi kesin nitelikte olmak üzere yönetim kurulu yetkisi dahilindedir” ifadesine yer verilmiştir.
1-Somut olayda çözülmesi gerekli hukuki problem davacının iddia ettiği dönemlerde profesyonel sendika yöneticisi olup olmadığıdır. Davacıya 01.03.2007 tarihinden itibaren davalı Sendika Yönetim Kurulu tarafından profesyonel sendika yöneticisi sıfatı verildiği ve davacının da işyerinden ayrılarak bu son dönem için fiilen profesyonel sendika yöneticiliği yaptığı uyuşmazlık dışıdır. Zaten davacının bu döneme ilişkin talebi daha önceki iki dönem profesyonel sendika yöneticisi sayılmaması sebebiyle son dönemki haklarının kendisine eksik ödenmesi iddiasına dayanmaktadır.
Sendika ile sendika yöneticileri arasındaki ilişkinin kural olarak vekalet ilişkisi olduğu kabul edilmelidir. Sendika yöneticisine emeği karşılığı düzenli olarak dönemsel ödeme yapılması, çalışmasının kuruma bildirilmesi ve ücret bordrosu düzenlenmesi iş ilişkisinin varlığını göstermez.
Ücret, vekalet sözleşmesinin zorunlu unsuru değildir. Buradan hareketle sendikalarda profesyonel sendika yöneticisi ve amatör sendika yöneticisi olmak üzere iki tip yöneticinin söz konusu olduğunu söylemek gerekir. Sendika yöneticilerine verilecek ücretler ile sağlanacak diğer menfaatleri belirleme yetkisi ise münhasıran genel kuruldadır.
Profesyonel sendika yöneticiliği, idare hukukunda yer alan statüler gibi değildir. Profesyonel sendika yöneticiliği kadrosunun açık olması bir başka ifadeyle sendika yönetim kurulunca şube sekreterliği kadrosunun profesyonel kadro olarak kabulüne karar verilmesi sendika yöneticisinin kendiliğinden o kadroya atanmış sayılacağı sonucunu doğurmaz. Sendika yöneticisinin de profesyonel sendika yöneticiliğini talep etmesi gerekir. Bir başka ifadeyle profesyonel sendika yöneticiliği, sendika yöneticisinin tercihine bağlı bir pozisyondur. Yöneticinin, özellikle sendikanın sağlayacağı maddi menfaatlerle iş sözleşmesi ile sağlayacağı menfaatler ve profesyonel yöneticilik nedeniyle üzerine aldığı risk gibi hususları birlikte değerlendirmesi neticesinde amatör sendika yöneticiliğini tercih etmesi mümkündür. Bunun sonucu olarak sendika yöneticisinin talebi yoksa profesyonel sendika yöneticiliği kadrosu açık olsa bile sendikanın yöneticinin profesyonel sendika yöneticisi olarak değerlendirme yükümlülüğünden söz edilemez. Diğer taraftan Profesyonel sendika yöneticileri işyerinden bu amaçla ayrılırlar. Uyuşmazlık dönemindeki yasal düzenlemeye göre iş sözleşmeleri bu nedenle sona erer. Oysa amatör sendika yöneticileri işyerinde çalışmaya devam edip sendikal faaliyetlerini sendikal izinleri ile yerine getirirler.
Davacının ilk iki dönem işyerinde çalışmaya devam edip fiilen profesyonel sendika yöneticiliği yapmadığı açıktır. Dosyada davacının sendikadan profesyonel sendika yöneticiliğine alınma talebi olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Öncelikle mahkemece bu yönden araştırma yapılarak bu husus aydınlatılmalıdır. Bundan sonra davacının talebi olduğu ve davalı sendika tarafından hukuka aykırı olarak davacının profesyonel sendika yöneticisi pozisyonunun verilmediği tespit edilecek olunursa davacının ilk iki dönem fiilen profesyonel sendika yöneticiliği yapmadığı dikkate alınarak fiilen çalışmanın karşılığı olan taleplerini ancak maddi tazminat olarak talep edebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu halde maddi tazminata ilişkin esaslar uygulanarak sonuca gidilmelidir.
2-Mahkemenin kabulüne göre de, dosyada davacının şahsi sicil dosyasının ve şube genel kurulu seçim tutanaklarının dosyada bulunmadığı görülmektedir. Bunların dosya kapsamına dahil edilmesi gereklidir. Ayrıca bilirkişi kök ve ek raporu denetime elverişli olmadığı gibi hükme esas alınabilecek nitelikte de değildir. Bilirkişi raporunda şube başkanı olan…’a yapılan ödemeler banka hesap ekstresinden tespit edilip davacıya yapılan ödemeler mahsup edilerek sonuca gidilmiştir. Ancak şube başkanı davacının emsali olmayıp aldıkları ücretler ve tüzükte sağlanan haklar farklıdır. Bunun dışında bilirkişinin hesap yöntemine göre emsal alınan…’a yapılan ödemelerin neyi kapsadığı, hangi hakları içerdiği belli olmadığı gibi bilirkişice davacının talepleri hak kazanma noktasında ayrı ayrı değerlendirilmediğinden hesaplanan tutarın hangi zarar unsurlarını kapsadığı da belirli değildir. Bu noktada örneğin yöneticiye hizmeti sonunda hizmet ödeneği gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemelere Yargıtay kıdem tazminatı tavanının uygulanması gerektiği görüşündedir. Oysa hesaplanan tutarın hangi zarar unsurlarını içerdiği açık olmadığından bu yönden denetim de yapılamamaktadır. Yine bilirkişi raporunda davacının amatör yönetici iken işyerinde çalışması dolayısıyla aldığı ücretler ile diğer haklar araştırılıp yapılan hesaplamadan düşülmemiştir. Denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, bozma sebeplerine göre davalının sair temyizlerinin sonra değerlendirilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.