Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/25812 E. 2013/16150 K. 02.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25812
KARAR NO : 2013/16150
KARAR TARİHİ : 02.07.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, izin ücreti, aile, çocuk, yemek, koruyucu eşya ve giyim, temizlik, yakacak yardımı, kırtasiye ve öğrenim ücreti, kurban bayramı harçlığı, temizlik ücreti, sorumluluk zammı, yıllık izin harçlığı, ikramiye ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalıya ait işyerinde 1.8.1999-15.5.2007 tarihleri arasında çalıştığını iddia ederek kesinleşen kısmı davada hüküm altına alınmayan bakiye işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Mahkemece istekler hüküm altına alınmıştır.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-6100 Sayılı HMK’da (keza 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.
Dosya içeriğine göre, davacı Yargıtay incelemesinden geçerek onanan kısmi davada verilen kararı temyiz etmemiştir.
Önceki yani ilk kısmi davada davacının kıdemine dahil edilmesini istediği askerlik süresi gerekli koşullar mevcut olmadığından kıdeme dahil edilmemiş ve bu yön kesinlik kazanmış olup bu hususta kesin hüküm oluşmuştur.Eldeki bu davada ise kesin hüküm etkisi dikkate alınmadan ilk davada alınan bilirkişi raporunda alternatifli olarak askerlik süresinin kıdeme dahil edilerek hesaplanan kıdem tazminatı miktarının esas alınması hatalı olmuştur.
Bu durumda davalı yararına usulü kazanılmış hak doğduğu dikkate alınmadan kıdem tazminat alacağının fazla belirlenmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.07.2013 gününde oybirliğiyle karar