YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6419
KARAR NO : 2013/6484
KARAR TARİHİ : 10.06.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan 209 ada 2 parsel sayılı 3.817,22 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü olduğu belirtilerek tarafların murisi … adına tespit edilmiş, tutanağın beyanlar hanesine; “taşınmaz üzerinde bulunan ve (A) harfi ile gösterilen bir katlı kargir ev, (B) harfi ile gösterilen ahır ve (C) harfi ile gösterilen garaj Mustafa oğlu … tarafından yaptırılmıştır” şerhi verilmiştir. Davacı, beyanlar hanesinde geçen ibarelerin iptali istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda kesin süreye uyulmaması nedeniyle ispatlanamayan davanın reddine, çekişmeli 209 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının belirlenen süre içerisinde keşif için gerekli giderleri mahkeme veznesine yatırmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme ve uygulama usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Kesin süre ihtaratını içeren 18.04.2012 tarihli duruşma tutanağı, duruşmada hazır olmayan davacı vekiline duruşma tutanağı tebliğ zarfına konulmak suretiyle tebliğ edilmiştir. Ancak; tebligat zarfında “Bu zarfta duruşma zaptı 12.03.2012 vardır” ifadesi yazmakla birlikte, şerh bölümünde 18.04.2012 tarihli duruşma zaptı olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili de; zarf içinde 12.03.2012 tarihli duruşma zaptının çıktığını beyan etmiştir. Tebligat zarfındaki çelişki nedeniyle bu beyanın aksi kanıtlanamadığından, kesin mehil ihtaratını içeren 18.04.2012 tarihli duruşma tutanağının davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden bahsedilemez. Davacı tarafça, daha sonra gider avansı da yatırıldığına göre; mahallinde keşif yapılarak işin esasına girmek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Diğer taraftan; HMK’nın 120. maddesi gider avansına, Kadastro Kanunu’nun 36/1. maddesi ise delil avansına ilişkin düzenlemeler içerdiği ve sonuçları da aynı olmadığı halde, mahkeme ara kararında her iki maddeye temas edilmesi de isabetsizdir. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, 10.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.