Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/7605 E. 2013/9017 K. 26.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7605
KARAR NO : 2013/9017
KARAR TARİHİ : 26.09.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Kalın Köyü çalışma alanında bulunan davaya konu taşınmaz tescil harici olarak bırakılmıştır. Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın adına tescil istemi ile dava açmıştır. Yargılama sırasında Ahmet ve …, tapu kaydına dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda katılanların davasının açılmamış sayılmasına, davacı …’in davasının kısmen kabulüne, tespit dışı bırakılan ve fen bilirkişi rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen 4106.982 metrekare ve (C) harfi ile gösterilen 11549.312 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın ayrı parsel numaralarıyla davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; davacı … yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye elverişli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık ırmak yatağı kenarında olan taşınmazın kadastro tespiti sonrası kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescili istemine ilişkindir. Tescile konu taşınmazın 1974 yılında yapılan kadastrosu sırasında ne sebeble tescil harici bırakıldığı belirlenmemiş, hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılmamış, imar-ihya ve zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmemiş, kıyı kenar çizgisi belirlenmeye çalışılması suretiyle taşınmazın davacı adına tesciline karar verilen (B) ve (C) bölümlerinin kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığı da saptanmamış ve belgesiz araştırması da yapılmamıştır. Bu nitelikte bir taşınmaz ırmak yatağı değilse ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında para ve emek sarfedilmek suretiyle kültür arazisi haline getirilmesi ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması halinde kazanılabilir. Bu tür uyuşmazlıklarda taşınmazın niteliği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç ve sürdürülüşünün yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında hava fotoğrafları ve topoğrafik haritalardan yararlanmak suretiyle belirlenmesi gerekir. Doğru sonuca varılabilmesi için, öncelikle dava tarihinden geriye doğru en az 20 yıl (1988 tarihi ve öncesine ait beşer yıllık dönemlere ilişkin) öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı’ndan, fotoplan, fotometrik, fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü’nden, komşu parselleri gösterir biçimde kadastro paftasının
2013/7605-9017
onaylı örneğinin Kadastro Müdürlüğü’nden getirtilerek dosyasına konulmalı, taraflara tanık ve delillerini bildirmeleri için süre verilmelidir. Çekişmeli taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığının belirlenmesi için “kıyı kenar çizgisinin” de saptanması gerekmektedir. 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun “kıyı kenar çizgisini” belirleme yöntemine ilişkin 5 ve 9. maddelerinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekte olan davalarda uygulanması zorunlu bulunan 28.11.1997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararına göre kıyı kenar çizgisi kural olarak, uzman bilirkişi kurulundan yararlanılmak suretiyle Adliye Mahkemesince belirlenmeli, ancak idarece tespit edilerek kişiye tebliğ edilmek suretiyle kesinleşmiş ya da İdare Mahkemesinin bu konudaki kararıyla kesinleşmiş bir kıyı kenar çizgisi mevcut ise, bu çizgiye değer verilmelidir. Nizalı taşınmazın bulunduğu bölgede idari yönden tespit edilmiş ve yöntemince kesinleştirilmiş kıyı kenar çizgisi olup olmadığı araştırılmamıştır. İdari yönden tespit edilmiş ve kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi varsa öncelikle kıyı kenar çizgisinin saptanması buna göre, olmadığı takdirde üç jeologdan oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu ve tapu fen memuru aracılığıyla belirlenmeli ve belirlenen bu çizgi harita mühendisi veya tapu fen memuru sıfatını taşıyan uzman bilirkişinin krokisinde infazda kuşkuya yer bırakmayacak biçimde işaretlenmeli, taşınmazın ırmak yatağı ya da tarım arazisi olup olmadığı ile niteliği kesin olarak saptanmalıdır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesi hükmüne göre zilyetliğin bu Kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyecektir. Buna göre davacı adına kadastro yolu ile veya açılan dava sonunda tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden, açılmış dava olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlendikten sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan delillere göre hüküm kurulması gerekirken, eksik soruşturma ile yazılı gerekçelerle hüküm kurulması isabetsizdir. Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.