YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/27290
KARAR NO : 2013/20872
KARAR TARİHİ : 07.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 01/01/2010 tarihinden 31/10/2010 tarihine kadar güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin hiçbir gerekçe göstermeden hasız olarak feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş aktinin haklı bir gerekçe ile ihbar tazminatı ödenerek feshedildiğini, kıdem tazminatı için süre koşulu gerçekleşmediği için ödeme yapılmadığını, davacının fesih bildirimini tebellüğden imtina ettiğini, davacıdan sonra işe yeni bir eleman alınmadığını, site yönetimince istihdam edilen personel sayısının 30’dan az olduğunu, bu nedenle işe iade davası açmak için aranan koşulların oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iş sözleşmesinin feshi ile ilgili kanunda belirtilen yazılı ve usuli şartların yerine getirilmediği, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında fesih tarihi itibariyle işverence otuz veya daha fazla işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve dolayısıyla davacının iş güvencesi kapsamında kalıp kalmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde çalışmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan sayısı bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşçi sayısına ilişkin bu hüküm nispi emredici olduğundan, daha az işçi sayısını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Otuz işçi sayısının belirlenmesinde fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih itibariyle belirli-belirsiz süreli, tam-kısmi süreli, daimi-mevsimlik sözleşmelerle çalışan tüm işçiler dikkate alınır.
Somut olayda, işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesi firmanın ekonomik durumunun bozulması gerekçe gösterilerek işverence feshedilmiştir. Davalı savunmasında işyerinde çalışan işçi sayısının 30’dan az olduğunu belirtmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda “….dosya içerisinde ihtilaf olmaması bakımından davalı ortaklık yönünden en az 30 işçi çalışıyor olması şartının gerçekleştiği ve güvenlik amiri olan davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanması gerekecektir.” şeklindeki değerlendirmesine itibarla işçi sayısı yönünden iş güvencesi hükümlerinden yararlanma koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de, davalı her site yönetiminin ayrı bir işyeri olduğunu, dolayısıyla diğer sitelerde çalışanların sayıya dahil edilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu durumda site yönetimlerinin her birinin ayrı işverenlik ve işyeri olup olmadığının araştırılması, bundan sonra iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte işçi sayısı yönünden 4857 sayılı yasada öngörülen iş güvencesinden yararlanma koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmeden bilirkişinin somut delillere dayanmayan raporuna itibarla eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.