Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/27587 E. 2013/21470 K. 11.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/27587
KARAR NO : 2013/21470
KARAR TARİHİ : 11.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin 21.12.1998-09.11.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin bildirim yapılmaksızın feshedildiği, davalı işverenin davacının ilaç çaldığını belirttiğini, görüntüler izlendiğinde müvekkilinin kendisini zan altında bırakacak bir görüntünün olmadığını işverene belirttiğini, davalı tarafın müvekkiline kanuni tüm haklarından vazgeçmesi halinde konuyu kapatacaklarını belirterek psikolojik baskı yaptığını, belgeleri imzalamaması üzerine işten çıkartıldığını belirterek feshin geçersizliğine, işe iadeye ve kanuni haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 21.12.1998-09.11.2012 tarihleri arasında makine operatörü olarak çalıştığını, fabrika dışına ilaç çıkartılmasının yasak olduğunu, davacının buna rağmen diğer çalışan Abdullah Akıllı ile elinde dolu poşetle üretim alanından çıktığının tespit edildiğini, bu poşette müvekkili firmanın ürettiği LİFTA isimli ilaç numunelerinin olduğunu, davacının savunmasının alınmasından sonra haklı sebeple iş sözleşmesinin feshedildiğini, bu ilacın üçüncü kişiler tarafından kullanılmasında müvekkilinin hukuki ve cezai sorumluluklarının doğacağını, bu şekilde davranan diğer personelinde iş sözleşmesine son verildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davacı ve Abdullah Akıllı tarafından ilaçların işyeri dışına çıkartıldığının ibraz edilen CD ve diğer görüntülerle kanıtlanamadığı, davacının iş arkadaşı olan Abdullah Akıllı’nın hijyen kurallarına aykırı eylemi sebebi ile onunla birlikte davacının iş sözleşmesinin feshinin davacı yönünden geçerli sebep oluşturmayacağını, davalı vekili tarafından ibraz edilen görüntülerin davacıyla ilgili olduğunun kanıtlanamadığını, söz konusu kayıtlarda görüntüleri tespit edilen kişilerin kimler olduğunun ve iş yeri dışına ilaç çıkarma eylemlerinin tam olarak anlaşılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
İş ilişkisinde işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebep olarak karşımıza çıkmaktadır. İşçinin bir suç işlediğinden veya sözleşmeye aykırı davranışta bulunduğundan şüphe ediliyor ve bu yüzden taraflar arasında iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin yıkılması veya ağır biçimde zedelenmesi sebebiyle iş sözleşmesi feshedilmişse, şüphe feshinden söz edilmektedir. Şüphe, fesih anında mevcut belirli objektif vakıa ve emarelere dayanmalıdır. İşverenin sırf sübjektif değerlendirmesi yeterli olmayıp, yapılan incelemede işçinin şüphe edilen eylemi işlediğinin büyük bir ihtimal dahilinde olduğu sonucunun ortaya çıkması gerekir.
Dosya içeriğine göre, davacının 21.12.1998-09.11.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde ambalaj operatörü olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin işyerinden yasak olmasına rağmen ilaç numuneleri çıkardığı, sergilediği davranışın iş sözleşmesinden kaynaklanan sadakat borcuna aykırılığın özel bir halini teşkil ettiğinden karşılıklı güvene dayalı iş ilişkisinin sürdürülmesinin şirket açısından beklenemiyeceği gerekçesi ile 4857 sayılı Kanun’un 25/II e-h maddesi uyarınca feshedilmiştir.
Somut olayda, davacının davalı işyerinden ilaç numunesi çıkarttığının kamera kayıtları ile tespit edildiği gerekçesiyle iş sözleşmesi feshedilmiştir. Davalı tanığı olan üretim müdürü beyanında servis şoförlerinin bir takım ilaçların dışarı çıkartıldığı konusunda ihbarda bulunması üzerine ilaçların ne zaman üretildiğinin tespit edilerek kamera kayıtlarını incelediklerini, kamera kayıtlarında davacı ve yanında poşet olan bir arkadaşının üretim bölümünden çıktığının tespit edildiğini beyan etmiştir. Davacı kamera kayıtlarında bir çalışanla birlikte elinde bir poşetle üretim alanından çıktığına ilişkin alınan savunmasında arkadaşının elindeki poşette fritöz bulunduğunu, bu poşeti arkadaşının teknisyene vermek için üretim alanına çıkardığını, öğle yemeği saatinde bu arkadaşının makinasının yanına gidip yemek saatinin geldiğini söyleyip beraber soyunma dolaplarına indiklerini,arkadaşının elinde fritöz poşeti ile çıktığına şahit olduğunu belirtmiştir. Dosyada bulunan olay gününe ait kamera kaydının CD çözümlemesine ilişkin bilirkişi raporunda iki kişinin masada bulunan ilaçlardan poşet içerisine koyduklarını,birinci şahsın beraberinde getirdiği cihaz ve ilaçlarla dolu poşet ile birlikte ambalaj odasından ayrıldığını belirtmiştir. Tüm dosya kapsamı, tanık beyanları, kamera kayıtları hep birlikte değerlendirildiğinde davacı ile davalı işyeri arasında güven ilişkisinin sarsıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda iş ilişkisinin davalı tarafça sürdürülmesi beklenemez. Hal böyle olunca davacının iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiği anlaşılmakla mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 101,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 11.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.