YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/26837
KARAR NO : 2013/21108
KARAR TARİHİ : 08.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
…
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin, ücret alacağı, hafta tatili, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, iş sözleşmesini işçilik alacaklarının eksik ödenmesi gerekçesiyle haklı sebeple feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ve bir kısım işçilik alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı, davacının kendi isteği ile işi bıraktığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır.
Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur.
Yargılama sırasında yapılan tebliğlerle ilgili tebliğ mazbatalarının ve ilgili diğer belgelerin dosyaya konulması gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu kanunun uygulanması için çıkarılan Tüzük hükümleri tamamen şeklidir ve titizlikle uygulanması gerekir. Bir davada yapılan tebligatların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını hâkim kendiliğinden denetlemelidir. 19.01.2011 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun ile Tebligat Kanun’unda esaslı değişiklikler yapılmıştır.
Somut olayda, ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmemiştir.
Bu sebeple, davalıya Anayasanın 36. maddesinde de açıklanan savunma hakkını kullanabilmesi için ıslah dilekçesinin Tebligat Kanunu ve ilgili tüzük hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilmesi zorunludur. Kamu düzenine ilişkin bu yönün gözardı edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma sebepidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebepine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 08.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.