YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/949
KARAR NO : 2013/21977
KARAR TARİHİ : 22.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili, asgari geçim indirimi ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine, karşı davacı ise ihbar tazminatı alacağının tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; asıl davada ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın ise reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avkatlarınca istenilmesi ve davalı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.10.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat … ile karşı taraf adına Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı (karşı davalı) iş sözleşmesinin haklı sebeple kendisi tarafından feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı (karşı davacı) cevabında, davacının gerçek olmayan iddialarla iş sözleşmesini feshettiğini ileri sürerek davanın reddi ile ihbar tazminatının karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu dikkate alınarak, davacının (karşı davalı) asgari geçim indirimi dışındaki isteklerinin kısmen kabulü ile davalı (karşı davacının) ihbar tazminatı isteğinin reddine karar verilmiştir.
Karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı temyizi yönünden;
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır Ancak, fazla çalışmanın taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Dosya içeriğinden davalıya ait otel işyerinde kat hizmetleri sorumlusu olan davacının işe giriş çıkış saatlerini gösteren imza föylerinin bulunduğu ve fazla mesai ücretini bu imza foylerindeki sürelere göre hesaplandığı görülmüştür. Yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca yazılı belgelere göre belirlenen fazla mesai ücretinden indirim yapılmaması gerekirken mahkemece %30 oranında takdiri indirim yapılması isabetsiz olmuştur.
3-Davalı temyizi yönünden;
4857 sayılı İş Kanunu’nun 47. maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödeneceği hükme bağlanmıştır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’un 2. maddesinde resmi
ve dini bayram günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır. Buna göre
genel tatil günleri, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile Arife günü saat 13.00’da başlanan 3.5 günlük Ramazan Bayramı ve Arife günü saat 13.00’de başlayan 4.5 günlük Kurban Bayramı günlerinden oluşur. Ulusal bayram günü ise, 28 Ekim saat 13.00 ten itibaren başlayan 29 Ekim günü de devam eden 1.5 gündür. 2429 sayılı Kanun’un 2. maddesinde 5892 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucu 1 Mayıs genel tatil günüdür. İşçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesiyle kararlaştırabilir.
Fazla mesainin ispatı için yukarıda yapılan açıklamalar, ulusal bayram genel tatil ücret alacağının ispatlanması için de geçerlidir.
Somut olayda, ulusal bayram genel tatil ücreti hesaplanırken ödeme belgelerinde tahakkuk yapılan genel tatil ödemelerinin dikkate alınıp alınmadığı yönünden bilirkişi raporu denetime elverişli değildir. Davacının genel tatil günlerindeki çalışması için belge ile yapılan ödemlerin tatil ücretini tam olarak karşılayan ödemeler olup olmadığı, kanuna uygun yapılmış ödeme ise hesaplamadan düşülmesi gerektiği konusunda bilirkişiden ek rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıya, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının ise davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.