Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/59 E. 2010/3599 K. 07.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/59
KARAR NO : 2010/3599
KARAR TARİHİ : 07.05.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Çekişmeli taşınmazların başında icra edilecek keşif sırasında fen ve arkeolog bilirkişileri aracılığı ile arkeolojik sit haritasının, davacının dayanağı tapu kaydının uygulanması, davacının dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmazalara uyup uymadığı, çekişmeli taşınmazların arkelojik sit alanında kalıp kalmadığının belirlenmesi, taşınmazların niteliği hususunda uzman ziraat bilirkişiden ayrıntılı rapor alınması, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, ne durumda bulunduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı konusunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmesi, gerektiğinde tespit bilirkişilerinin de tanık sıfatıyla dinlenilmesi, çekişmeli taşınmazların tapu kaydı kapsamında kaldığı ya da zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiğinin anlaşılması ve aynı zamanda taşınmazların 3.derece sit alanı içinde kaldığının belirlenmesi halinde, bu hususun taşınmazların beyanlar hesinde gösterilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda çekişmeli parsellerin kadastro tespitlerinin iptali ile davacı adına tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tararfından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı Hazinenin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, mahkemece çekişmeli taşınmazın 3. derece arkeolojik sit alanı içinde kaldığı ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının davacı taraf yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli bulunmamaktadır. Bozma kararı uyarınca taşınmazın başında keşif yapılmasına rağmen, taşınmazın sit haritasındaki yeri denetime elverişli olarak gösterilmediği gibi, keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporları da çelişkilidir. Fen bilirkişisinin 03.07.2009 tarihli raporunda taşınmazın 3. derece arkeolojik sit alanı sınırları içinde kaldığı belirtilmesine karşın, arkeolog bilirkişinin 13.07.2009 tarihli raporunda ise 3. derece doğal sit alanı sınırları içinde kaldığı belirtilmiş, kararda verilen şerhte ise sit alanının niteliği belirtilmemiştir. Doğru sonuca ulaşabilmek için taşınmazın başında iki arkeolog ve bir fen bilirkişisinden oluşan kurul aracılığı ile yeniden keşif yapılmalı, sit haritaları kadastro paftası ile çakıştırılmalı, sit haritası örnekleri dosyaya konulmalı, bilirkişilerden çekişmeli taşınmazın sit alanı içinde kalıp kalmadığı, kalıyor ise hangi nitelikteki sit alanı içinde kaldığına dair rapor alınmalı, 2863 sayılı Yasa’nın 11. maddesinin 5663 sayılı Yasa ile değişik 2. cümlesi uyarınca 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanlarının zilyetlikle iktisap edilemeyeceğinin göz önünde bulundurularak hüküm kurulmalıdır. Mahkemece belirtilen hususlar gözetilmeden karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de kararda tapu kütüğünün beyanlar hanesine verilen şerhle ilgili olarak sit alanının niteliğinin belirtilmemiş olması da isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.