YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4689
KARAR NO : 2011/3854
KARAR TARİHİ : 27.06.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Traflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu: GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı; miras bırakanı ve annesi olan …’ın 01.08.2008 tarihinde vefat ettiğini, yaptığı evliliği tasvip etmediği için kendisinden mal kaçırmak amacıyla sahibi olduğu, …’da bulunan iki adet daireyi davalı vakfa vasiyet ettiğini, işlemin muvazaalı olduğunu belirterek öncelikle muvazaa nedeniyle bağış işleminin iptal edilmesini, bu mümkün olmazsa murisin yaptığı temliklerin saklı payı oranında tenkisine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı; davanın yasal sürede açılmadığını, davacının 2005 tarihinde annesi için açtığı vasi tayini davasında bağış işlemlerini öğrendiğini açıkça beyan ettiğini, esas yönünden ise saklı pay ihlal kastı ile yapılan bir temlik olmadığından davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda tenkis davasının kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mirasçılık ve mirasın geçişi miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. (4722 s.Yürürlük K.M.17). Miras bırakanın 01.08.2008 tarihinde öldüğünden uyuşmazlığa 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun uygulanacağı da tartışmasızdır. Medeni Kanun’un 571. maddesinde “tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer” hükmü yer almaktadır. Bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir.O halde eğer davacı olan mirasçı murisin sağlığında tenkise tabi temliki tasarrufu biliyorsa tenkis davası açma süresi ölüm ile birlikte işlemeye başlayacaktır.
Somut olayda; miras bırakan sahip olduğu iki adet taşınmazı 1989 tarihinde davalı vakfa bağışlamıştır. Davacı 23.11.2005 tarihinde açtığı vasi tayini istemli davanın 28.03.2006
tarihli oturumunda annesinin iki adet evi olduğunu, bunları davalı vakfa bağışladığını, bu nedenlerle annesinin bakım masraflarını karşılayamayacağından vasilik görevini kabul edemeyeceğini beyan etmiştir. Buna göre davacının annesinin sağlığında yaptığı temliklerden haberdar olduğu kuşkusuzdur. Dava murisin (annenin) ölümünden itibaren bir yıllık süre geçirildikten sonra 18.12.2009 tarihinde açılmış olup, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup, davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 27.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.