YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6262
KARAR NO : 2013/6660
KARAR TARİHİ : 13.06.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan 241 ada 2 ve 263 ada 2 sayılı 9.906,88 ve 5.990,30 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, irsen intikal ve taksim yapılmadığı iddiasına dayanarak taşınmazların ortak muris … mirasçıları adına tescili için dava açmıştır. Yargılama sırasında …, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 241 ada 2 sayılı parselin adına tescili için davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, asli müdahilin davasının kabulüne, davacı tarafın davasının reddine ve çekişmeli 241 ada 2 sayılı parselin müdahil … adına tesciline, 263 ada 2 sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … mirasçılarından … tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı … mirasçısı olan …, çekişmeli taşınmazların murisi …’ten kaldığını taksim edilmediğini belirterek tüm mirasçıları adına tescili için dava açmıştır. Yargılama aşamasında davacının ölümü üzerine davaya dahil edilen mirasçılarından … taşınmazın taksim edildiğini annesi olan …’ye düştüğü halde dayısı … adına tespit edildiğini belirtmiştir. Müdahil … ise davalı …’ın çekişmeli 241 ada 2 parsel sayılı taşınmazı 2004 tarihinde kendisine hibe ettiği iddiasıyla davaya katılmıştır. Davalı … ise taşınmazların babasına ait olduğunu terekesinin taksim edildiğini, babası adına hayır yapılmak amacıyla bırakılan taşınmazların ise taksim dışı bırakıldığını ifade etmiş, 30.03.2007 tarihli celsede ise dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde herkesin üçer dönümlük taşınmazının bulunduğunu buraların kendi adına yazılıp yazılmadığını bilmediğini söylemiştir. Çekişmeli taşınmazların ortak miras bırakan … ’tan kaldığı taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık kök muris … ’ın terekesinin taksim edilip edilmediği edilmiş ise dava konusu taşınmazın taksimen kime düştüğü, çekişmeli taşınmazların taksim dışı bırakılıp bırakılmadığı yönündedir. Mahkemece; çekişmeli taşınmazların muris … ’a ait iken ölümü ile taksim edildiği, taksim konusunda kesin bilgiye sahip olunmayıp duyumdan ibaret olsa da taşınmazların yaklaşık 50 yıldır davalı tarafça kullanılmasının taksime kuvvetli karine teşkil ettiği kabul edilmek suretiyle davanın reddine dair hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm için yeterli değildir. Doğru sonuca varmak için HMK’nun 31. maddesindeki “Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir” şeklindeki düzenleme gereğince hakimin davayı aydınlatma ödevinin bulunduğu da nazara alınarak tarafların iddia ve savunmaları netleştirilmeli, gerektiğinde tarafların yeni tanık göstermeleri istenmeli, davacı tarafça da taksimin varlığının kabul edilip edilmediği hususu kesin olarak saptanmalıdır. Bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve tüm tespit bilirkişileri ile önceden dinlenen yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ile tanık ve gösterilecek tanıkların katılımıyla yeniden keşif yapılarak, kök murisin terekesinin tüm mirasçılarının katılımı ile usulüne uygun taksim edilip edilmediğinin, taksim edilmişse her bir mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz verildiğinin, kimin hangi tarihten beri zilyet olduğunun, taksim dışı kalan yerler olup olmadığının ve ne sebeple taksim dışı bırakıldığının sorulup saptanması, her bir mirasçıya verilen parsellerin tutanakları getirtilip incelenerek bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, geçerli bir taksimin olmadığı hallerde mirasçılar arasında zamanaşımı hükümlerinin işlemeyeceği düşünülmeli, taksimin varlığının taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığının belirlenmesi halinde çekişmeli taşınmazların terekeye dahil olmaktan çıkacağı ve taksimen kime isabet ederse etsin, tespit tarihine kadar taşınmazları malik sıfatıyla 20 yıl süre ile çekişmesiz ve aralıksız kullanan taraf lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşeceği hususu da nazara alınmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine,13.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.