Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/27898 E. 2013/21770 K. 21.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/27898
KARAR NO : 2013/21770
KARAR TARİHİ : 21.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli ve haklı sebep olmadan ve sendikal faaliyetleri sebebi ile feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine, dört aylık boşta geçen süre ücretinin ve işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın feshin sendikal sebeple yapılması sebebi ile bir yıllık brüt ücreti tutarında belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin şirket bünyesinde üretim faaliyetlerinde yapılan yeniden yapılandırma ve organizasyon değişikliği sebebi ile davacının alacaklarının ödenmesi sureti ile feshedildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin sendikal sebebe dayalı olarak feshedildiği gerekçesi ile davanın kabulüne ve davacının kanuni süre içinde başvurusu durumunda ödenmesi gereken tazminatın davacının oniki aylık brüt ücreti tutarında belirlenmesine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun “Sendikaya üye olup olmama hürriyetinin teminatı” başlıklı 31. maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında işin sevk ve dağıtımında, işçinin mesleki ilerlemesinde, işçinin ücret, ikramiye ve primlerinde, sosyal yardım ve disiplin hükümlerinde ve diğer hususlara ilişkin hükümlerin uygulanması veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayırım yapamaz;” beşinci fıkrasına göre; “İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin rızası ile iş saatleri içinde, işçi sendika veya konfederasyonlarının faaliyetlerine katılmalarından dolayı işten çıkarılamaz.” Aynı maddenin altıncı fıkrasına göre ise; “Sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlerden dolayı iş sözleşmesinin feshi halinde ise, 4857 sayılı İş Kanununun 18, 19, 20 ve 21 inci madde hükümleri uygulanır. Ancak, 4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ödenecek tazminat işçinin bir yıllık ücret tutarından az olamaz.” denilmektedir.
Dosya içeriğine göre, fesih için geçerli bir sebebin varlığı davalı işverence ispatlanamadığından mahkemece feshin geçersizliğine karar verilmiş olması isabetlidir. Ancak, feshin sendikal sebebe dayanıp dayanmadığı hususunda yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir. Dosya içeriğinde sendikal fesih iddiasına göre fesih tarihinde işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin hangi tarihlerde üye oldukları, işyerinde sendikalı olup çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği ve işletilmiş ise neticesi, işyerinde önceki dönemlerde Toplu İş Sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığına göre sendikanın yetki tespiti başvurusunda bulunup bulunmadığı ve yetki alıp almadığı hususları belirlenmeksizin feshin sendikal sebeple gerçekleştirildiği sonucuna varılması doğru bulunmamıştır.
Ayrıca tanık beyanlarına göre davalı işyerinde çalışan bir kısım işçiler davalı şirket ile hizmet alım sözleşmesi imzalayan Argos şirketinin işçisi olarak çalıştırılmaya devam etmişlerdir. Buna göre, mahkemece davalı Sonorous şirketi ile dava dışı Argos şirketi arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri ve eki niteliğindeki şartnameler getirtilmeli ve bu suretle 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesi kapsamında aralarındaki ilişkinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı, araştırılmalıdır. Eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.