Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/26786 E. 2013/21202 K. 08.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/26786
KARAR NO : 2013/21202
KARAR TARİHİ : 08.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı-karşı davalı, kıdem tazminatı, fazla mesai ve ücret alacaklarının ödetilmesine, davalı-karşı davacı ise; ihbar tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, asıl davayı kabul, karşı davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı-karşı davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin birkısım işçilik alacaklarının ödenmediğinden davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğini, beyanla, kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ücret alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, fazla çalışma ücret alacağı bulunmadığını, davacı işçi tarafından iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğinden karşı dava ihbar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle asıl davacının davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davalı-karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı- karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma alacağı olup olmadığı,varsa miktarı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi ./..
gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması halinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar. O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir.
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre
takdir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir.
Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma ücretinin temel ücrete dahil olduğu kararlaştırılmıştır. Dosyaya sunulan bir kısım ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti tahakkuku yapılmıştır. Karara esas alınan hesap raporunda davacının hafta içi çalışmalarının 50 saat olduğu, sözleşme gereğince yapılan fazla çalışmanın aylık ücret içinde olduğu ancak ayda 2 kez cumartesi günleri yapılan günlük 6 saat için fazla çalışma için bordrolarda tahakkuk olan aylar dışlandığı belirtilerek tanık beyanlarına göre zamanaşımı defi dikkate alınarak hesaplanan fazla çalışma ücreti hüküm altına alınmıştır.
Hesap raporunda fazla çalışma hesabında tahakkuk olan aylar dışlandığı belirtilmiş ise de hesap raporunun denetlemeye elverişli olmadığı gibi davalı vekili hesap raporuna davacının hak kazandığı tüm fazla çalışma ücretinin ödendiği ve işyeri kayıtları yerine tanık beyanlarına göre hesaplama yapıldığından bahisle itiraz etmiştir. Hatalı hesap raporuna itibarla yazılı şekilde fazla çalışma ücret isteğinin kabulü hatalı olmuştur.
Davalı işverenin bordrolarda tahakkuku yapılan ücretlerin banka aracılığı ile ödendiğini ileri sürdüğü, delil listesinde banka kayıtlarına dayandığı anlaşılmış olup, bu durumda varsa eksik banka kayıtları getirtilerek, ücret bordrolarındaki tahakkuk ettirilen fazla çalışma ücretlerinin davacıya ödenip ödenmediği tespit edilerek, ödendiğinin tespiti halinde, ödeme yapılan ayların fazla çalışma hesabı yapılan sürelerden dışlanması, davacının yukarıda belirtilen ilkelere göre fazla çalışma ücretinin hesaplanması için denetime elverişli davalının itirazlarını karşılayacak şekilde başka bir bilirkişiden hesap raporu alınarak dosyadaki tüm deliller yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı hesap raporuna itibarla yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.