YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/26330
KARAR NO : 2013/22203
KARAR TARİHİ : 24.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram genel tatili ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalıya ait işyerinde son olarak aylık net 1.350,00 TL ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işverence haklı nedene dayanmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin İstanbul Bölgesindeki işlerinin azalması ve Konya Bölgesindeki işlerinin yoğunlaşması sebebiyle davacının İstanbul bölgesindeki görevinden özlük haklarında herhangi bir azalma ve değişiklik olmaksızın Konya Bölgesindeki şubeye atandığını, davacının yeni atandığı bölgede işe başlamaması nedeni ile iş akdinin haklı sebebe dayalı olarak feshedildiğini ve davacının asgari ücret ile çalışmakta olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, görevlendirme yazısının davacıya tebliği edildiği hususunun işverence ispatlanamadığı ve belirtilen tarihte atandığı yeni görev yerinde işe başlamadığına ilişkin somut bir delil sunulmadığı gerekçesi ile davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacı ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İş akdinin, sözleşmedeki nakil yetkisine dayalı olarak gerçekleştirilen görev yeri değişikliğinin işçi tarafından kabul edilmemesi ve işçinin yeni görev yerinde işe devam etmemesi üzerine işveren tarafından haklı nedenle feshedilip edilmediği noktasında uyuşmazlık söz konusudur.
Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin özel şartlar bölümünün 3. maddesinde “İşçi bu sözleşme ile işverene ait Türkiye sınırları içerisinde mevcut merkez ve şube iş yerleri ile her türlü eklentilerinde ayrıca ortak olduğu tüzel ve gerçek şahıs iş ortaklarına ait belediye .sınırları içinde veya dışındaki mevcut ve ileride mevcut olabilecek tüm iş yerlerinde çalışmayı kabul eder. …” yönünde düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenleme ile işverene nakil yetkisi tanındığı, işverenin 24.01.2009 tarihinde davacıyı İstanbul Bölgesindeki görevinden özlük haklarında herhangi bir azalma ve değişiklik olmaksızın aynı görevle Konya Bölgesindeki şubesinde görevlendirdiği ve ilgili görevlendirmenin yazısının 26.01.2009 tarihinde davacıya sözlü olarak bildirildiği, tebliğden imtina tutanakları içeriği ile sabittir. Bu durumda görevlendirmenin davacıya tebliğ edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesi ile feshin haksız kabul etmesi isabetsizdir.
Davacı tanıklarının fesih öncesinde işverenin Petrol Ofisi A. Ş. ile arasındaki akaryakıt ihalesinin sona erdiğini beyan ettikleri görülmektedir
İş sözleşmesi ile öngörülen nakil yetkisinin işveren tarafından nakli zorunlu kılan objektif nedenlere kullanılması halinde, işçinin yeni nakledildiği yerde göreve devam etmemesi işverene iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme imkanı vermektedir. Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, işveren tarafından sözleşmedeki nakil yetkisinin Petrol Ofisi A.Ş. ile arasındaki ihalenin sona ermesi nedeni ile objektif sebeplere dayalı kullanıp kullanılmadığı belirlenmeli, davacının Konya’da göreve başlayıp başlamadığı ve görev yeri değişikliğini kabul etmesine rağmen işyerine kabul edilip edilmediği yönünde tanıkların ayrıntı beyanları alınmalı ve sonucuna göre işverence gerçekleştirilen feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı belirlenmelidir. Eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsizdir.
3-Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık konusu ise işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusundadır.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. İmzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı aylık net ücretinin 1.350,00 TL olduğunu ileri sürmektedir. Davalı işverenin bu husustaki savunması asgari ücret ile çalıştığı yönündedir. Mahkemece emsal ücret araştırmasının sadece Nakliyat İş Sendikasından sorulmak sureti ile gerçekleştirildiği ve ilgili sendika tarafından Toplu İş sözleşmesinden yararlanan işçilere ait aylık ücret miktarlarının bildirildiği görülmektedir. Davacı işçi Toplu İş Sözleşmesinden yararlanmadığından yapılan bu araştırma yetersizdir. İlgili işçi ve işveren kuruluşlarından davacı işçinin sendikasız olduğu ve Toplu İş Sözleşmesinden yararlanmadığı belirtilerek araştırma yapılmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.