YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6137
KARAR NO : 2011/3518
KARAR TARİHİ : 13.06.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 144 ada 48 parsel sayılı 595.24 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı yararına imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile edinme koşulları gerçekleşmediği ve davacının, davalı adına yapılan tespit nedeninin aksini kanıtlayamadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli olmadığı gibi, varılan sonuç da dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazın kadastro tespitinde herhangi bir kayıt ve belge esas alınmamış; miras bırakanından intikalen ve taksimen davalıya intikal edip zilyet olduğu gerekçesi ile taşınmaz, davalı adına tespit edilmiş davalı cevabında, taşınmazın babası …’ten intikalen taksimen kendisine intikal ettiğini belirtmiştir. Davacı ise taşınmazda zilyet olduğu gerekçesi ile dava açmış, yargılama sırasında ise önceleri kardeşi, davacının miras bırakanı … ile birlikte zilyet olduklarını, sonradan ağabeyi …’ın … Köyü’ne göçmüş olması nedeniyle de kendisinin zilyet olduğunu, üzerindeki ağaçları da kendisinin diktiğini ileri sürmüştür. Buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlık taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimin zilyetinde olduğu noktasında toplanmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece mümkün olduğunca yaşlı, taşınmazın bulunduğu yeri iyi bilen yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, bir başka ifade ile köy boşluğundan açılıp açılmadığı, davalının miras bırakanından ya da tarafların ortak miras bırakanından mı kaldığı, taraflar arasında mirasçılık ilişkisi olup olmadığı, mirasçılık ilişkisi varsa usulünce paylaşılıp paylaşılmadığı; davalının eşi olan … ile davacı … arasındaki ilişkinin müşterek mülkiyet ilişkisi olması halinde taşınmazda kimin ne zamandır, ne sıfatla zilyet olduğu açıkca sorulup saptanmalı; toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek yazılı
şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de taşınmaz üzerinde davacı tarafından dikilen ağaçların bulunduğu mahkemece kabul edildiği halde, 3402 sayılı Yasa’nın 19/2. maddesi uyarınca bu ağaçların yaşları ve cinsi belirtilmek suretiyle beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gerekirken, bu yönün göz ardı edilmiş olması da isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.