YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6178
KARAR NO : 2013/6414
KARAR TARİHİ : 10.06.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dava konusu … Köyü sınırları dahilinde bulunan 105 ada 5 parsel sayılı taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı nedenleriyle davalı … adına tescil edilmiştir. Davacı …, adına tescil edilen aynı ada 6 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik tespit edildiği ayrıca taşınmazın çevresine yol olmadığı iddiasıyla dava açmıştır. Davacılar … ve müşterekleri ise köy merası olan taşınmazın 105 ada 5 sayılı parsel olarak davalı … adına tescil edildiği iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davaların reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … ile davalı Köy Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmiştir.
1- Bir hükmü ancak tarafları ve aleyhine hüküm oluşturulmak koşuluyla üçüncü kişiler temyiz edebilir. Çekişmeli 105 ada 5 parsel sayılı taşınmaz yönünden hükmü temyiz eden … Köyü Tüzel Kişiliği tarafından bu taşınmazın tapu kaydının iptali ile köy adına tescili istemi ile açılan bir dava bulunmadığı gibi davacı … ve arkadaşları tarafından açılan davaya da harcı yatırılmak suretiyle yapılmış usulüne uygun bir müdahale de bulunmamaktadır. Kararla … Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine bir hüküm de oluşturulmadığından, hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan … Köyü Tüzel Kişiliği’nin temyiz inceleme isteğinin REDDİNE, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde Köy Tüzel Kişiliğine iadesine,
2- Davacı …’ın 25.02.2011 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davacı …, dava dilekçesi ile kadastro sırasında yol olarak bırakılan yerin kadastro çalışmalarından önce zilyedi olduğunu ve adına edinme koşullarının gerçekleştiğini iddia ederek dava açmıştır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro çalışmalarının 2008 yılında tamamlanıp aynı yıl kesinleştiği davacının 2011 yılında yol olarak bırakılan bu yerin zilyetliğinde olduğunu ileri sürdüğü ve bu tarihe kadar geçen süre içinde hak arama yoluna başvurulmadığı, böylece davanın makul sürede açılmadığı gibi tespit tarihinden itibaren 20 yıllık iktisap süresinin de dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamına ve mevzuata uygun düşmemektedir. Kadastro öncesi nedenlere dayanarak hakkında tutanak düzenlenmeyen yerlerle ilgili açılan davalara ilişkin yasalarda süre sınırı bulunmamaktadır. Ayni haklar, yasal kısıtlama yok ise nitelikleri gereği her zaman ve herkese karşı ileri sürülebilir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık sınırlama hakkında kadastro tutanağı düzenlenen taşınmazlara ilişkindir. Hal böyle olunca, Mahkemece davanın süresinde açıldığı kabul edilerek, işin esasına girilip iddia ve savunma doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de davacı … 03.08.2009 tarihli dava dilekçesi ile davaya konu taşınmaz bölümüne yönelik olarak talepte bulunduğu halde 14.01.2011 tarihli duruşmada taşınmazın adına tescili isteminde bulunduğu gerekçesi ile karar verilmesi de isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacı …’a iadesine, 10.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.