Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/29600 E. 2013/21336 K. 10.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/29600
KARAR NO : 2013/21336
KARAR TARİHİ : 10.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının, davalıya ait işyerinde çalışırken sendika hakkını kullanarak arkadaşlarıyla birlikte sendikaya üyelik başvurusunda bulunup üye olduğunu, davalıya ait işyerlerinde toplam 304 işçi çalıştığını, 124 üye ile yasanın aradığı çoğunluğun sağlandığı yönünde tespit yazısı düzenlendiğini, işyeri çalışanlarının bu yönde örgütlenme faaliyetlerinde bulunduğunu öğrenen davalının bu durumu hazmedemediğini, bizzat ve diğer işyeri yetkilileri aracılığıyla, işyerine sendikayı sokmayacağını, sendikanın bu işyerine giremeyeceğini, sendikalı olmakta ısrar edenlerin çalışmaya devam edemeyecekleri yönünde baskı ve tehditlerde bulunulduğunu, ancak sendikadan istifa edilmesi ve buna ilişkin belgeyi getirmeleri halinde işyerinde çalışabileceklerinin söylendiği, belirtilen tutum ve davranışın devamı olarak sendikaya üye olduğu öğrenilen veya tahmin edilen şahısların işyerine sokulmadığını, işe girişleri ve çalışmalarının engellendiğini, çalışanlara istifa etmeleri yönünde baskı yapıldığı, bu durumun 28.01.2013 ve sonrasında işçiler tarafından Cumhuriyetsavcılığına ve Adıyaman Valiliğine, dilekçe ile intikal ettirildiğini ve sendikaca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğüne verilmiş 30 Ocak 2013 tarihli dilekçeyle ortaya konulduğunu, iş sözleşmesinin sonlandırılmasına yönelik işverenlik tutum ve davranışlarının sendikal nedene dayandığının tespiti ile feshin geçersizliğine ve işe iadesine, boşta geçen süre için dört aylık ücret ve işe başlatılmama halinde oniki aylık ücret tutarında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davacının iş sözleşmesinin, müvekkil şirkette iplikçi olarak çalışmakta iken arkadaşları ile 25.01.2013 tarihinden itibaren yasadışı greve ve eylemlere katılması, tüm ısrarlara rağmen yapmakta ödevli olduğu işi yapmaması ve yapmamakta da ısrar etmesi sebebi ile iş sözleşmesinin feshedildiğini, 25.01.2013 tarihinde davacının ve arkadaşları işyerine geldikleri halde, tüm ikazlara rağmen işyerinde iş başlangıç ve bitiş saatleri ile ara dinlenme saatlerine uymadığını, işi yavaşlatma ve verim düşürme eylemlerini yaptığını, katılmak istemeyenlere ise hakaret ve tehditler savurduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacıların işi kendilerinin bıraktığı, işverenin her hangi bir baskısının olmadığı, işyerinde halen sendika üyesi olduğu halde çalışmakta olan işçilerin bulunduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu iş müfettişlerinin hazırlamış olduğu rapora göre davalı işyerinde sendikalı işçilere yönelik sendikal nedenlerle baskı olmadığı, davalı işveren işçilerin toplu olarak işi bırakması nedeniyle fabrikasındaki işlerin bir müddet durduğu, bir kısım siparişlerin iptal edildiği, davalının bu şekilde zarara uğrayacağını bile bile ve Adıyaman ilinde tekstil işçisi bulmanında zor olması nedeniyle yüzlerce işçiyi sendikal nedenlerle işten çıkararak fabrikayı zarara uğratmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu,her hangi bir toplu iş sözleşmesine başlanılmadığı, sendikanın yetkili olup olmadığının dahi kesinleşmediği bir aşamada işçiler tarafından kanunsuz grev yapıldığı, kanunsuz grev yapılması nedeniyle işverenin greve katılan işçilerin iş sözleşmesini haklı nedenle fesh etme yetkisinin bulunduğu gerekçesiyle davasının reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının davalı işyerinde işçi olarak çalışmakta iken Öziplik-İş sendikasına üye olduğu tartışmasızdır. Mahkemece İş Müfettişlerince hazırlanan raporda davacı ve arkadaşlarına sendikal sebeple baskı olmadığının tespit edildiğinden bahsedilmekte ise de İş Müfettişleri tarafından hazırlanan rapora esas olarak dinlenen kişiler sendikadan istifa ederek tekrar çalışmaya başlamış işçilerdir. Bu işçilerin sendikaya üye olduktan kısa bir süre sonra istifa ettikleri anlaşılmaktadır. Davacı ve işten çıkarılan diğer işçiler 28.01.2013 tarihli dilekçe Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak sendikaya üye olmaları sebebiyle işten çıkarılma tehdidi altında bulunduklarını beyan ettikleri, bu kapsamda alınan beyanlarında sendikadan istifa etmelerinin istifa etmemeleri durumunda işten çıkarılacaklarının işveren tarafından söylendiği ve daha sonraki günlerde işyerine alınmadıkları anlaşılmaktadır. Birbiri ile uyumlu davacı tanık beyanları, dava dışı Sendikanın Bölge Çalışma Müdürlüğüne yazdığı dilekçe ve işçilerin Adıyaman Emniyet müdürlüğünde alınan beyanlarından davalının sendika üyesi olan işçileri işyerine almadığı, sendikadan istifa etmeleri için baskı yaptığı görülmektedir. Davalı, işçiler tarafından kanun dışı grev yapıldığını iddia etmekte ise de işçilerin Adıyaman Emniyet Müdürlüğünde alınan ifade içeriklerinden davalı temsilcisi Ziya Güçlü’nün işçilerin işe başlatılacaklarına yönelik basın açıklamaları nedeniyle davacı ve arkadaşlarının birkaç kez çalışmak için fabrikaya gittikleri güvenlik görevlileri tarafından içeriye alınmamaları üzerine açıklama yapılması için fabrika önünde bir süre bekledikleri anlaşılmaktadır. Her ne kadar şikayette bulunan bazı işçilerin şikayet dilekçelerini geri aldıkları anlaşılmakta ise de bu işçiler daha sonra davalı işyerinde çalışmaya devam etmişlerdir. Öte yandan, davalı işverene ihtarname ile devamsızlık yaptıklarından söz edilerek davacı ve arkadaşlarından mazeretlerini belgelemeleri istendikten sonra fesih ihbarnamesinde aynı günler için bu kez yasa dışı grevden söz edilmesi çelişki oluşturmaktadır. Kaldı ki, dosya kapsamına göre davacı ve arkadaşlarının yasa dışı grev yaptıkları da kanıtlanmış değildir. Davacının iş sözleşmesinin sendikal nedenlerle feshedildiği dosya kapsamı ile sabittir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine dair verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davacının davasının KABULÜ ile işverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,
3-Davacının bir yıllık ücreti tutarında sendikal tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, davacının işe başlatılması halinde ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.320,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 330,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, kesin olarak 10.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.