YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/25763
KARAR NO : 2013/22024
KARAR TARİHİ : 22.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, fazla çalışma ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin davalıya ait işyerinden emekliliği sebebiyle ayrıldığını, çalışma süresi boyunca fazla çalışma yapmasına rağmen karşılığı ücretlerinin ödenmediğini beyanla son beş yıla ilişkin fazla çalışma ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince araştırmaya yönelik bozulmuştur. Bozmaya uyan mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davacının hak kazandığı fazla çalışma ücretlerinin hesaplanması noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışma yapıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan şahitlerin anlatımlarına değer verilemez. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de, anılan çalışmaların olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda, bozma öncesi yapılan yargılamada alınan 21.04.2010 havale tarihli bilirkişi raporunda, işyerine giriş-çıkış saatlerini gösterir imzalı çizelgeler yeterince değerlendirilmemiş, bozma sonrası alınan 16.01.2013 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ise bu çizelgelere göre tespit edildiği belirtilen fazla çalışma saatlerinin toplamı gösterilmek suretiyle denetlemeye açık şekilde rapor düzenlenmemiştir.
Öncelikle, bilirkişi kurulundan, yazılı delil niteliğindeki işyerine giriş-çıkış saatlerini gösterir imzalı çizelgelerin ayrıntılı incelemesiyle, bu çizelgelere göre denetlemeye elverişli şekilde gün bazında fazla çalışma saatlerinin gösterilmesi suretiyle ek rapor düzenlenmesi istenilmelidir. Bu hususta, dosya ekinde yer alan Bakırköy 2. İş Mahkemesi’nin 2003/1311 esas sayılı dosyası içeriğindeki 11.08.2005 tarihli bilirkişi raporunun düzenlenme tekniği örnek alınmalıdır.
Yazılı işyeri kaydının bulunmadığı dönemler açısından ise dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının kural olarak haftanın beş günü 08:30-17:30 saatleri arasında, cuma günü dışındaki çalışılan günlerde bir saat ara dinlenme süresi, cuma günü ise bir buçuk saat ara dinlenme süresiyle çalıştığı; yılın nisan, mayıs, haziran ve temmuz aylarında haftanın beş günü 08:30-19:00 saatleri arasında; yılın ekim, kasım, aralık aylarında ise haftanın iki günü 08:30-19:00 saatleri arasında, haftanın üç günü ise 08:30-17:30 saatleri arasında çalıştığı anlaşılmaktadır. Yazılı işyeri kaydının bulunmadığı dönemler açısından çalışma şartlarının anılan şekilde olduğu esas alınarak, ara dinlenme sürelerinin de düşümüyle fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanmalıdır.
Kabule göre de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hesaplanan brüt fazla çalışma ücreti alacağından, damga ve gelir vergisi kesintilerinin yapılmasıyla yetinilerek, alacağın net miktarı tespit edilmiştir. Mahkemece de, net miktar üzerinden taleple bağlı kalınarak alacak hüküm altına alınmıştır. Gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 77. maddesi, gerekse 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesi uygulaması açısından, fazla çalışma ücreti prime esas kazançlar içerisinde olup, işçi payına düşen prim kesintilerinin nazara alınmaksızın alacağın net tutarının belirlenmesi hatalıdır. Yukarıdaki paragraflarda bahsi geçen değerlendirmeler sonucu tespit edilecek brüt fazla çalışma ücreti alacağının net miktarının belirlenmesinde, damga ve gelir vergisi yanında, işçi payına düşen sosyal güvenlik prim kesintilerinin de nazara alınması gereklidir.
Yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucunda, usulü kazanılmış hak ilkesi de nazara alınarak, bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi