YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/30834
KARAR NO : 2013/22837
KARAR TARİHİ : 30.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ….. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının sorumluluğundaki araçla trafik kazası yaparak araçta maddi hasar meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, feshin hak düşürücü süre içerisinde yapılmadığı, ayrıca zararın işçinin kendi isteği veya savsaklamasından doğduğunun işverence kanıtlamadığı, feshin haklı veya geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin işverene zarar vermesi nedeniyle ve haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendinde, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, eşya ya da maddelere otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde, işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu belirtilmiştir.
İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması durumunda, işverenin haklı fesih imkanı olmadığı gibi işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarının bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır.
Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının hukuki sonuca etkisi bulunmamaktadır. Örneğin işverene ait iş makinesi paletlerine kasten metal cisim sokmak suretiyle zarar veren veya trafik kazası sonucu işvereni zarara uğratan işçinin aynı şekilde iş sözleşmeleri haklı nedenle sona erdirilebilir.
Zarar tutarı ile karşılaştırılacak olan işçinin otuz günlük ücretinin brüt ya da net olarak dikkate alınması gerektiği noktasında Kanunda herhangi bir açıklık bulunmamakla birlikte, işçi lehine yorum ilkesi uyarınca brüt ücretin esas alınması gerekir. Otuz gün, bir aydan farklı bir kavramdır. Bu noktada işçiye aylık olarak ödenen ücret yerine, günlük yevmiyesinin otuz katı tutarı dikkate alınmalıdır.
Maddede sözü edilen ücret dar anlamda ücrettir. İkramiye, prim, fazla çalışma ücreti ve benzeri ödemeler bu maddede yer alan otuz günlük ücret içersinde değerlendirilmemelidir. Ancak, ücretin garanti ücret üzerine yapılan işe göre ilave ücret veya satış primi olarak belirlendiği hallerde, gerçek ücretin bu ödemelerin toplamı olarak değerlendirilmesi yerinde olur. Örneğin uygulamada uluslararası yük taşıyan tır şoförleri asgari ücret ve sefer pirimi karşılığı çalışmaktadır. Sefer primi olarak adlandırılan kısım da dar anlamda ücrettir. Bu durumda maddenin uygulanması anlamında otuz günlük ücret, tır şoförleri yönünden her iki ödemenin toplamına göre belirlenmelidir.
Zararın otuz günlük ücreti aşması durumunda işverenin fesih hakkı doğar. İşçinin zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmaz. İşverence zarar tutarının işçiden talep edilmemiş olması fesih hakkını ortadan kaldırmaz.
4857 sayılı Kanun’un 26. maddesi yönünden bir yıllık hak düşürücü süre, zarara neden olan olayın oluşumu tarihinden itibaren başlar. Ancak altı işgünlük ikinci süre, zarar miktarının belirlenmesinin ardından, bu durumun feshe yetkili makama iletilmesiyle işlemeye başlayacaktır. Zarar miktarının belirlenmesi bazen uzun zaman alabilir ve fesih hakkının kullanılması bakımından zarar miktarının belirlenmesi ve işçinin ücreti ile kıyaslanması zorunluluğu vardır.
Somut olayda, davalıya ait işyerinde ilaç mümessili ünvanıyla çalışan davacı işçinin iş sözleşmesi, işverence kendisine tahsis edilen araçta trafik kazası sonucu hasar meydana getirdiği gerekçesi ileri sürülerek, haklı neden bulunduğu iddiasıyla 12.10.2011 tarihinde feshedilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, davalı işverence davacının kullanımına tahsis edilen 34 DB 4710 plakalı sayılı araçta, davacının yönetimindeyken 23.09.2011 tarihinde yaşanan tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası sonucu hasar meydana geldiği sabittir.
Olay tarihi 23.09.2011 tarihi olup, 4857 sayılı Kanun’un 26. maddesi yönünden altı günlük hak düşürücü süre zarar miktarının belirlenmesinin ardından, bu durumun feshe yetkili makama iletilmesiyle işlemeye başlayacaktır. Dosya içeriğine alınan dava dışı Otosoylu San. ve Tic. A.Ş. tarafından, araçtaki hasarın giderilmesinde yapılan sarfiyata ilişkin davalı işverene düzenlenen fatura tarihi 01.11.2011’dir. Bu durumda zararın kesin miktarının belirlenme tarihi 01.11.2011 olup, işverence fesih bu tarihten önce yapılmıştır. Dolayısıyla fesih için hak düşürücü süre geçmemiştir.
Feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı yönünden yapılan inceleme sonucunda ise, davacının yönetimindeki araçla tek taraflı maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiği, araçtaki hasar miktarının işçinin otuz günlük ücreti tutarıyla karşılanamayacak miktar olan 4.281,77 TL olduğu sabit olup, trafik kazasının tek taraflı olması nazara alındığında davacı tarafından kazanın oluşumunda başka bir etken faktörün kusurunun bulunduğu ya da işçinin eylemi ile zarar sonucu arasındaki illiyet bağını kesecek nedenin varlığı iddia ve ispat da edilmediğinden davacının kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Neticeten, işverence hak düşürücü süre içerisinde yapılan fesih, 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendi uyarınca haklı nedene dayanmaktadır. Anılan nedenlerle davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle:
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 90,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 30.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.