YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21597
KARAR NO : 2013/21216
KARAR TARİHİ : 09.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, aidat alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı … ile müvekkili sendika arasında yıllardan beri toplu iş sözleşmesi imzalandığını, imzalanan toplu iş sözleşmelerinin 11. maddesinde işçilerin ücretlerinden kesilen üyelik aidatlarının ne zaman ve nasıl gönderileceği hususunun düzenlendiğini, davalı tarafından aidatların ödenmemesi sebebi ile Kocaeli 1. İş Mahkemesinin 2008/463 esas sayılı dava dosyasında dava açtıklarını, bu davanın 20/10/2009 tarihinde sonuçlanarak kesinleştiğini, kesinleşen mahkeme kararında 2008 yılı Haziran ayına kadar olan sendika üye aidatlarının hüküm altına alındığını, 2008 yılı Temmuz ayından itibaren her ay işçilerin ücretlerinden kesilen aidatların 30 gün içerisinde ödenmesi gerekirken bugüne kadar ödenmediğini iddia ederek 2008 yılı Temmuz ayından 2011 yılı Haziran ayına kadar olan dönemdeki sendika üye aidatı alacaklarının bir sonraki ayın 30. gününden itibaren en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının iddia ettiği alacağının olmadığını, bunun ödeme kayıtları ile sabit olduğunu, ayrıca faize ve temerrüt olgusuna da itiraz ettiklerini ifade ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, davacı sendikanın talep ettiği aidat alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.”
Somut olayda, davacının faiz talebinin “sendika üye aidatı alacaklarının bir sonraki ayın 30. gününden itibaren en yüksek işletme kredisi faizi” şeklinde olmasına rağmen her ayın 15’inden itibaren faize hükmedilerek taleple bağlılık kuralına aykırı davranılması hatalıdır.
3-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sendika aidat alacağı olup olmadığı ile varsa miktarının ne kadar olduğu ve faizin başlangıç zamanının ne zaman olduğu noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 23. maddesinde, “Faaliyeti durdurulmayan sendika ve konfederasyonlara üyelerince ödenecek aidatın miktarı tüzüklerinde belirtilir. İşçi sendikasına işçinin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, bir günlük çıplak ücretini geçemez. İşveren sendikasına işverenin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, işyerinde işçilere ödediği bir günlük çıplak ücretleri toplamını geçemez. Sendika tüzüklerine, üyelik aidatı dışında, üyelerden başka bir aidat alınacağına ilişkin hükümler konamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un 61. maddesinde, “İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasının, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarım ilgili sendikaya vermeye ve kesinti listesini sendikaya göndermeye mecburdur. Bu aidat dışında sendikaya ödenmek üzere bir kesintinin yapılması toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılamaz.
Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenilen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarmca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır.” düzenlemesi yer almıştır.
Yine dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 9. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye bulunmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye bulunup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bu hususta işçi sendikasının muvafakati aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir.”, aynı maddenin 4. fıkrasında da “Dayanışma aidatı miktarı, üyelik aidatının üçte ikisidir.” hükümleri yer almıştır.
Öte taraftan dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101. maddesinin 1. fıkrasında “Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. ” İkinci fıkrasında ise “Borcun ifa edileceği gün müttefıkan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen ihbarda bulunmak suretiyle tespit etmiş ise, mücerret bu günün hitamı ile borçlu mütemerrit olur.” denilirken aynı Kanun’un 84. maddesinde; “Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise kısmen icra eylediği tediyeyi resülmale mahsup edebilir. Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin
veya sair teminat almış ise borçlu kısmen icra eylediği tediyeyi temin edilen veya teminatı daha iyi olan kısma mahsup etmek hakkını haiz değildir” düzenlemesi yer almıştır.
Bütün bunlara ek olarak Toplu İş Sözleşmelerinin 11. maddesinde, “İşveren 2821 sayılı Yasanın 61. Maddesine uygun olarak sendikaca belirlenip işverene bildirilen listelere göre üyelik aidatlarını işçi ücretlerinden keserek ücretlerin ödendiği günü izleyen bir ay içinde sendikanın bildireceği banka hesabına yatırmak zorundadır. Bunu yapmadığı takdirde ödemesi gerektiği tarihten itibaren (her ay için takip eden ayın sonuna kadar) işletme kredisi faizi ödemekle yükümlüdür…” denilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
a)2821 sayılı Kanun’un 61/1. maddesine göre bir işyerinde veya işletmede toplu iş sözleşmesi yapmak için 2822 sayılı Kanun uyarınca yetki belgesi alan işçi sendikasının, yetki belgesine konu işyeri veya işletmede çalışan üyesi işçilerin listesini, sendika tüzüğüne göre üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve sendikanın banka hesap numarasını işverene bildirmesi ve bu listeye göre üyelik aidatının kesilerek ve bildirilen banka hesabına yatırılmasını istemesi gerekir.
Toplu İş Sözleşmelerinde kesilen aidatın ne zaman sendikaya yatırılacağı hususu düzenlenmiş ise ayrıca ihtara gerek kalmadan bu tarihlerden itibaren faize karar verilmelidir. Bu konuda bir düzenlenme yoksa taraf sendikanın işvereni temerrüde düşürmesi gerekir. Dava tarihinden önce sendika tarafından işverenin temerrüde düşürülmesi söz konusu değil ise dava ve ıslah tarihi temerrüt tarihini oluşturmaktadır. Bu nedenle bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda yukarıda belirtilen yetki belgesi alan işçi sendikasının yetki belgesine konu işyeri ya da işyerlerinde çalışan üye listesi, aidat miktarı ile banka hesap numarasının 02/06/2008 tarihli yazıyla davalı işverene gönderilip gönderilmediği anlaşılamamaktadır. Eğer davacı sendika tarafından bu bildirim yapılmamışsa 01/01/2008-31/12/2009 tarihleri arası yürürlük süreli toplu iş sözleşmesindeki temerrüt tarihlerine göre faize hükmedilmesi mümkün değildir. Şu halde mahkemece öncelikle 2821 sayılı Kanun’un 61. maddesinde yer alan söz konusu 02/06/2008 tarihli bildirimin davalı işverene yapılıp yapılmadığı açıklığa kavuşturulmalı, bundan sonra faiz ile ilgili karar verilmelidir. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir.
b)Diğer taraftan davacının Kocaeli 1. İş Mahkemesinin 2008/463 esas sayılı dosyasında da aidat alacağı için dava açmış olduğu görülmektedir. Her iki dosyada da Temmuz/2008 dönemi için aidat alacağı hesaplanarak hüküm altına alınması ve bu şekilde mükerrer alacağa hükmedilmesi de hatalıdır.
c)Son olarak kısmi ödemelere ilişkin bilirkişi kabulü ile mahkeme gerekçesinin denetlenebilmesi için davacının belirttiği Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2010/3773 esas sayılı takip dosyasının kendisi ya da onaylı bir örneğinin dosya kapsamına dahil edilmesi gerekirken bunun yapılmayarak karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 09.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.