Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/27196 E. 2013/21385 K. 10.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/27196
KARAR NO : 2013/21385
KARAR TARİHİ : 10.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalı firmada 16.01.2006 tarihinden itibaren çalıştığını, davalının Bakırköy 29. Noterliği 13.04.2012 tarih ve 12492 yevmiye sayılı ihtarname ile işine son verildiğini, bu feshin haksız olduğunu ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davacının diş polikliniğinde hasta karşılama ve yönlendirme elamanı olarak işe başladığını, 10.04.2012 tarihinde diş polikliniğinden aynı binada bulunan kadın doğum polikliniğinde ihtiyaç sebebiyle hasta karşılama ve yönlendirme elemanı olarak çalışacağının bildirildiğini, poliklinik bazında ve aynı binada olmasına rağmen işveren tarafından bildirilen çalışma yeri değişikliğini kabul etmediği gibi yazılı şekilde de iş değişikliğini tebliğ almaktan imtina ettiğini, bu durumun tutanak altına alındığını, 11.04.2012 ve 12.04.2012 tarihlerinde hastane binasına gelerek danışma bölümünde oturmaya başladığını, tüm uyarılara rağmen görevlendirilen kadın doğum polikliniğindeki işine başlamadığını, yapmakta ödevli bulunduğu görevi hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi sebebiyle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II. h. maddesi uyarınca feshedildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı işverenin davacının çalıştığı diş hastalıkları polikliniğinde eleman fazlalığı olduğu gerekçesi ile davacıyı kadın doğum bölümüne naklettiği, ancak davacının yeni görev yerine gitmemesi sebebiyle davacının iş sözleşmesini feshettiği, sigorta kayıtlarına göre aynı dönemde personel alımına devam edildiği, her ne kadar işyerine alınan sekiz yeni personelin işyerinde hangi göreve alındığına ilişkin dosya içerisinde bir veri yok
ise de dinlenen davacı şahidi …’nun davacının çalıştığı diş polikliniğine başka bölümde çalışan Yasemin isimli bir çalışanın getirildiğini beyan ettiği, davacının yerine başka birinin görevlendirilmiş olması davalı işverenin davacının çalıştığı diş hastalıkları polikliniğinde eleman fazlalığı olduğu gerekçesi ile davacının başka bölümde görevlendirildiği savunması ile çeliştiği, ayrıca davacının görevlendirildiği kadın doğum bölümü ile ilgili gerekli eğitimin davacıya verilmediği, bu sebeple davacının yeni bölüme geçmekten imtina ettiği, her ne kadar işveren işletmesel kararların amaç ve içeriğini belirlemekte serbest ise de, öncelikle görev değişikliği bildiriminde işverenin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesine uygun davranmasının ve feshin son çare olması gerektiği ilkesini gözetmesinin gerektiği, mahkememizce görevlendirilen bilirkişinin raporuna göre de, fesih gereçesinin tutarlı olmadığı ve feshin son çare olması gerekliliği ilkesine uyulmadığı, davalı işverenlik tarafından geçerli bir fesih işlemi gerçekleştirildiğine ilişkin ispat yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.
Hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 22. maddesindeki “işveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma şartlarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir” hükmü, çalışma şartlarında esaslı değişikliğin normatif dayanağını oluşturmaktadır.
İşyerinde çalışma şartlarında esaslı bir değişiklik oluşturmamak suretiyle işverenin işçinin çalışma şartlarını değiştirmesi, işverenin yönetim hakkı ile ilgilidir. Ancak çalışma şartlarındaki esaslı değişiklik işçinin yazılı kabulüne bağlıdır.
Getirilen bu düzenleme ile işçinin iş şartlarında esaslı değişikliği kabul etmemesi halinde işveren ya bu değişikliği yapmamak ya da iş sözleşmesini feshetmek zorunda kalmaktadır. Böylece işçi sözleşmenin işveren feshine bağlanan bütün haklarını isteyebilmekte, iş güvencesi hükümlerinden yararlanma şartları varsa feshin geçersizliğini ve işyerine iadeyi talep edebilme olanağını elde etmektedir. Başka bir anlatımla, işverenin iş sözleşmesinde esaslı bir değişiklik yapmak istediği durumlarda işçinin feshe zorlanması yerine sözleşmeyi fesih riski işverene yüklenmektedir.
Yönetim hakkı kapsamında kalan veya sözleşme ile kabul edilen ve geçerli sayılan değişikliklerde, işçinin işverenin bu talimatına uyması gerekir. Aksi halde, değişiklik esaslı değişiklik olmadığından işveren, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II. h. maddesi uyarınca ödevleri hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etme veya görev yerine gitmemekten dolayı aynı maddenin g. fıkrası uyarınca devamsızlık sebebi ile iş sözleşmesini haklı nedenle fesih hakkına sahiptir. Her iki durumda da işçi iş görme borcuna aykırı davranmaktadır.
İşveren haklı fesih yerine sebebini belirtmek, yazılı yapmak ve işçinin savunmasını almak sureti ile iş sözleşmesinin geçerli sebeple de feshedebilir.
İşçinin sözleşme ile kararlaştırılan işyerinin değiştirilmesi, iş şartlarından esaslı değişikliklere bir örnektir. Keza işçinin yaptığı işin niteliğindeki değişiklik de işçi açısından iş şartlarından esaslı değişikliktir.
Toplu iş sözleşmesi, çalışma şartlarının belirlenmesinde önemli yeri bulunan bir hukuk kaynağıdır.
Borçlar hukukunda olduğu gibi iş hukukunda da kural, sözleşme serbestisidir. Taraflar iş ilişkisinde dikkate alınması gereken kuralları kanunlarla belirlenen emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydıyla serbestçe belirleyebilirler. 1475 sayılı İş Kanununda yazılı sözleşmede bulunması gereken unsurlar gösterildiği halde, 4857 sayılı İş Kanununda bu yönde bir kurala yer verilmemiştir. Bu noktada iş sözleşmesinde bulunması gereken öğeler yönünden de bir serbestinin olduğu söylenebilir. Çalışma şartlarında değişikliğe dair sözleşmenin de kural olarak yazılı biçimde yapılması gerekmez.
Uygulamada, yazılı olarak yapılan iş sözleşmelerinde çoğunlukla işçinin yerine getireceği iş, unvanı, ücret ve ekleri belirtilmekle birlikte, çalışma şartlarının tespitine yönelik ayrıntılı düzenlemelere yer verilmemektedir. Bu noktada çalışma şartlarının tespiti ve değişikliğin yapılıp yapılmadığı konularında ispat sorunlarını beraberinde getirmektedir. Çalışma şartlarında işçi aleyhine esaslı değişiklik olduğu konusunda ispat yükü işçidedir. Çalışma şartlarının belirlenmesinin ardından, yapılmak istenenin değişiklik olup olmadığı ve en sonunda işçi aleyhine olduğu işçi tarafından kanıtlanmalıdır.
Dosya içeriğine göre, davacının diş polikliniğinde hasta karşılama ve yönlendirme elamanı olarak çalışırken işveren tarafından 10.04.2012 tarihinde aynı binada bulunan kadın doğum polikliniğinde hasta karşılama ve yönlendirme elemanı olarak görevlendirildiği, davacının bu görevlendirmeyi kabul etmediği ve 11.04.2012-12.04.2012 tarihlerinde hastaneye gelerek danışma bölümünde oturmaya devam ettiği bu şekilde verilen yeni görevi yerine getirmediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, çalışma şartlarında esaslı tarzda değişiklik yapıldığı ispatlanmamıştır. Bu sebeple davalı işverenin yönetim hakkı kapsamındaki talimatları doğrultusunda verilen görevi yerine getirmemekte ısrar eden davacının iş sözleşmesinin feshi haklı sebebe dayandığından davanın reddi yerine kabulüne dair yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 24,30 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 21,15 TL harcın mahsubuyla bakiye 3,15 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine,
7-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalılara iadesine, kesin olarak 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle ile karar verildi.