YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9766
KARAR NO : 2010/2053
KARAR TARİHİ : 18.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas ve birleşen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacılar, davalının 1992 yılından itibaren avukatlığını yaparak pek çok davalarını takip edip sonuçlandırdıklarını, vekalet ücretinin ödenmesi talep edilince haksız olarak azlediklerini, vekalet ücreti alacağının tahsili için dava açılınca da 26.9.2002 tarihli dilekçe ile … Baro Başkanlığı’na şikayette bulunduğunu, Baro Yönetim Kurulu’nca 26.6.2003 tarihinde disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verdiğini, davalının itirazı ile Türkiye Barolar Birliğince 2.5.2001 tarihinde itirazın reddine karar verdiği, ve Adalet bakanlığı’nca da 13.4.2004 tarihinde onanarak kesinleştiğini, , davalının şikayeti ile günlerce Baroya gidip geldiklerini, her kademedeki adliye camiasının şikayatten haberdar olduğunu, davalının şikayet hakkını kötüye kullanması nedeni ile mesleki itabarlarının zedelendiğini, çevrelerinde şüphe uyandığını, müşteri kaybına uğradıklarını, manevi yönden uğradıkları zararlarının telafisinin imkansız olduğunu, ileri sürerek, 20.000’er YTL.den toplam 40.000 YTL. manevi tazminatın şikayet tarihinden yasal faizi ile ödetilmesini istemişler, 7.12.2005 tarihinde açtıkları birleşen dava ile de, davalının Türkiye Barolar Birliği ve Adalet Bakanlığı’nca onanarak kesinleşen karara arğmen bu gelişmeleri gizleyerek aynı iddialarla yeniden Baro Başkanlığına ve Cumhuriyet Savcılığı’na şikayette bulunduğunu, en son Bakanlık’ça 4.1.2005 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davalının zarar vermek kastı ile şikayet hakkını kötüye kullanarak manevi zarara uğrattığını iler sürerek 30.000’er YTL.den toplam 60.000 YTL.nin şikayet tarihi 5.5.2004 tarihinden itibaren faizi ile ödetilmesini istemişlerdir.
Davalı, davacıların mahkeme kararını icraya koyduklarını, ancak satış aşamasında muvafakat almadan düşürdüklerini, güven sarsıcı harekette bulunduklarını ve görevlerini ihmal ettiklerini bu nedenle yasal olarak şikayet hakkını kullandığını, ayrıca disiplin cezası verilmemesinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde de sayılmayacağını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl dava için her bir davacı lehine 2.000’er TL. Birleşen dava için de 2.000’er TL. Manevi tazminatın şikayet tarihlerinden faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar ile davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı avukatlar tarafından açılan asıl davanın konusunu oluşturan şikayet dilekçesinin, davalı tarafından 26.9.2002 tarihinde … Barosu Disiplin Kurulu’na verildiği ve icra dosyasındaki satışı onayı alınmadan düşürüldüğünü, diğer takipleri sürüncemede bıraktıklarını, ücret sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesi ile disiplin cezası verilmesini talep ettiği, … Barosu Yönetim Kurulu’nca disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verilince, itiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği’nce itirazın reddine karar verildiği ve bu kararın da Adalet Bakanlığı’nca onandığı dosyada bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Birleşen davanın konusunu oluşturan şikayet dilekçesinin de, davalı tarafından 12.8.2003 tarihinde … Barosu Başkanlığına verilerek, davacı avukatların menfaatinin çatıştığı şahsın da avukatlığını yaptığı gerekçesi ile disiplin cezası verilmesini talep ettiği, disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verilince , itirazı üzerine Türkiye Barolar Birliği’nce itirazın reddedildiği, Adalet Bakanlığı tarafından kararın onandığı ve ayrıca Cumhuriyet Savcılığı’na yaptığı şikayet nedeni ile de soruşturma izni verilmemesine ilişkin Bakanlık kararı aleyhine İdare Mahkemesine dava açtığı ve 27.4.2006 tarihinde reddedildiği tüm dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı avukatlar tarafından 15.5.2002 tarihinde açılan vekalet ücretinin tahsiline ilişkin açılan davada da, davalı tarafından aynı nedenler ileri sürülerek azlin haklı olduğunun savunulduğu ve mahkemece azlin haklı olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilip 29.12.2005 tarihinde onandığı tüm dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanununun 49. maddesine göre, kişilik hakları haksız saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir. Aynı Kanunun 98. maddesi delaletiyle sözleşmeye aykırılık halinde de 49. maddenin uygulanacağı duraksamasızdır. Kişinin onuru, saygınlığı gibi kişilik haklarını oluşturan değerlere saldırı halinde manevi bir zarar yani kişilik hak ve değerlerinde irade dışında gerçekleşen bir eksilmenin oluştuğunun kabulü gerekir.
İhbar ve şikayet hakkının kullanılması, Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucudur. Şikayet dilekçesinin içeriğinden davalının Anayasa ile öngörülen şikayet hakkını kullandığı, kişilik hakkına saldırı niteliğini taşımadığı bu nedenle asıl dava açısından manevi tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu şikayetin sonucu olarak disiplin cezası verilmemesi de sonuca etkili değildir. Kaldı ki, davalı eyleminin yani yaptığı şikayetlerin ard arda aynı olayın silsilesi ve devamı niteliğinde olduğu ve manevi tazminatın bu açıdan bölünemezliği ilkesine ters düşecek şekilde karar verilemeyeceği de gözetilerek açıklanan nedenlerle, asıl dava açısından şikayet hakkının kullanıldığı, manevi tazminat koşulları oluşmadığından reddine karar verilmesi gerekirken , kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Birleşen dava açısından; davacı 5.3.2004 tarihinden itibaren faize karar verilmesini talep ettiği halde, talep aşılarak davacı Gülen için 12.8.2003 ve davacı … için 26.9.2002 tarihinden itibaren faize karar verilmesi de , Hakimin iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı olup, talepten fazlaya karar veremeyeceği hükmüne de aykırı olup bozma nedenidir.(HMUK 74.mad.)
SONUÇ:Yukarda açıklanan 1. bent gereğince davacı ve davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bent gereğince temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde taraflara iadesine, 18.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.