YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1502
KARAR NO : 2012/19692
KARAR TARİHİ : 12.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, emekliliğe esas süresinin 11/11/1978 tarihinde itibaren geçerli olduğunun ve emekli aylığının 31/03/2009 tarihinden itibaren hesaplanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının emekliliğe esas süresinin 11.11.1978 tarihinden itibaren geçerli olarak tespiti ile yeni oluşacak hizmet süresine göre emekli aylığının 31.03.2009 tarihi itibariyle tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Davacının 16.11.1978 tarihinde başlayan şoförler ve otomobilciler odası kaydına istinaden 1479 Sayılı Yasanın 24. maddesine göre tescil olunduğunu, davacının 16.11.1978 tarihli oda kaydından sonra 01.06.1980 – 30.06.1980 tarihleri arasında SSK kapsamında çalıştığını, 15.04.1992 tarihinde …’a işi bırakma formuyla başvurduğu, anılan formda oda kaydının 16.11.1978 – 16.12.1979 tarihleri arasında gerçekleştiğinin görüldüğünden sigortalılığının 16.01.1979 tarihinde sona erdirildiği, 15.4.1992 tarihinde af yasası kapsamında davacının 16.11.1978-16.11.1979 tarihleri arasındaki sigortalılık süresine ilişkin primlerini ödediği, davacının daha sonra 1995/1 sayılı genelgeden yararlanmak istemekle sadece vergide kayıtlı olduğu sürede sigortalı sayılmak istediği bu nedenle 16.01.1978 tarihi itibariyle terki yapılıp, … kapsamında bildirilecek bir hizmetinin bulunmadığı hususunda SSK’ya bilgi verildiği, böylece yalnızca SSK hizmetinden aylık bağlandığı, Kurumun 1995/1 Sayılı Genelgenin uygulanması nedeniyle davacının tahsis işlemlerinde 1479 sayılı kanuna tabi sigortalılığını göz önünde bulundurmadığı anlaşılmaktadır.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Davacının 1479 sayılı Yasa gereği tescili 1978 yılında şoförler odası kaydı nedeniyle yapılmış ise de Sinop Şoförler Odası davacı adına herhangi bir araç kayıtlı olmadığını bildirmiş olup davacının vergi kaydı da yoktur.Oda kaydının geçersiz sayılması durumunda oda ve vergi kaydının bulunmadığı uyuşmazlık konusu döneme ilişkin sigortalılık koşullarının oluşmadığı ortadadır. Ne var ki, uyuşmazlık konusu dönem olan 16.11.1978-16.11.1979 tarihleri arasına ilişkin primlerin 1992 yılındaki af kapsamında tahsil edilmiş ve davalı Kurum tarafından uzun süre kullanılmış olduğundan Kurumun bu süreyi iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından bu süreyi de sigortalılık süresi olarak kabul etmek gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1.10.1997 gün ve 1997/10-578 Esas, 1997/758 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
Yapılacak iş; davacının primleri af kapsamında tahsil edilen ve Kurum tarafından uzun süre kullanılan 16.11.1978-16.11.1979 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğunu kabul etmek ve sonucuna göre davacının talebi ile ilgili bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.11.2012 gününde oy birliği ile karar verildi.