YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7064
KARAR NO : 2013/7948
KARAR TARİHİ : 05.07.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda 110 ada 69 ve 106 ada 31 parsel sayılı 73.768.56 ve 29.334.58 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, adına tespit gören taşınmazların devamı niteliğinde bulunan bir kısım yerin dava konusu taşınmazlar içerisinde bırakıldığını öne sürerek davalı adına oluşan tapu kaydının iptaliyle bu bölümlerin adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne 110 ada 69 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 49.719.48 merekare yüzölçümündeki bölümünün ifrazen davacıya ait dava dışı 110 ada 45 parsel sayılı taşınmaza eklenerek, 106 ada 31 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 3396.82 metrekare yüzölçümündeki bölümünün ifrazen davacıya ait dava dışı 106 ada 25 parsel sayılı taşınmaza eklenerek davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli 110 ada 69 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 49.719.48 metrekare ve 106 ada 31 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 3396.82 metrekare yüzölçümündeki bölümlerinin davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme taşınmazın öncesi ve mevcut niteliğini belirlemekten uzak olduğu gibi hüküm vermeye de yeterli bulunmamaktadır. Hükme esas alınan zirai bilirkişi raporunun, davacıya ait ve çekişme konusu olmayan taşınmazlar hakkında düzenlendiği, daha sonra alınan ek rapor da yalnızca çekişmeli 110 ada 69 parsel sayılı taşınmaz hakkında olup, içeriğinden davacının iddia ettiği bölüm hakkında mı yoksa taşınmazın tamamına mı yönelik olduğu anlaşılamadığı gibi, rapor dinlenen yerel bilirkişiler ve tanık anlatımları ile de çelişmektedir. Diğer taraftan dinlenen yerel bilirkişiler ve tanık anlatımları soyut nitelikte olup taşınmaz üzerindeki zilyetliği belirlemeye yeterli değildir. Üstelik 110 ada 69 parsel sayılı taşınmazın sınırında Kızılırmak Nehrinin bulunmasına rağmen taşınmazların dere yatağı olup olmadığı ya da dereden kazanılıp kazanılmadığı jeolog bilirkişi tarafından verilen raporda belirtilmediği gibi taşınmazın, kadastro paftası üzerinde kıyı kenar çizgisine göre konumu da belirlenmemiştir. Çekişmeli 110 ada 69 parsel sayılı taşınmazın kadastro paftası üzerinde kıyı kenar çizgisine göre konumunun belirlenmesine yönelik olarak; 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı gibi idarece yapılmış ve yöntemince kesinleşmiş bir kıyı kenar çizgisi yoksa kıyı kenar çizgisinin mahkemece tespiti gerekmektedir. Bu tespit yapılırken, 13.03.1972 tarih ve7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanan kıyı şeridinin nasıl tespit edileceğine dair kural ve yöntemler ile 17.04.1990 tarih, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 4. maddesindeki tanımlar ve 9. maddesi hükmü göz önünde tutulmalıdır. Ayrıca, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin denetlenmesi bakımından hava fotograflarından yararlanılması gerektiği dahi düşünülmemiştir. O halde mahkemece doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle; tespit tarihinden geriye doğru 1980 – 1986 yılları kapsayacak ancak ayrı tarihlere ait olmak üzere yüksek çözünürlüklü en az iki tane hava fotoğrafı Harita Genel Komutanlığı’ndan, İl Kadastro Müdürlüğü’nden 1970-1980 arası düzenlenen fotoplan, fotogrametrik ve fotometrik paftalar getirtilmeli, çekişmeli 110 ada 69 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerde idarece yapılmış ve yöntemince kesinleşmiş bir kıyı kenar çizgisi bulunup bulunmadığı sorulmalı, idarece yapılmış ve yöntemince kesinleşmiş bir kıyı kenar çizgisi bulunmadığı sonucuna varıldığı takdirde, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, 3621 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre bu işlerde uzman olan 3 kişilik jeolog veya jeomorfolog kurulu, 3 kişilik ziraat mühendisi kurulu ile Jeodezi ve Fotogrametri Uzmanının katıldığı geniş katılımlı bir bilirkişi kurulu huzuruyla keşif icra edilmelidir. Taşınmazların başında icra edilecek keşif sırasında yerel bilirkişiden taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, Jeodezi ve Fotogrametri Uzmanından belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak; çekişme konusu taşınmazların, önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesi istenilmeli, 3 kişilik zirai bilirkişi heyetinden çekişmeli taşınmazlar ile komşu parsellerin toprak yapısı mukayese edilmeli, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin tarıma elverişli olup olmadığı hususunda ayrıntılı rapor alınmalı, 3 kişilik jeolog veya jeomorfolog kurulundan çekişmeli 110 ada 69 parsel sayılı taşınmazın kadastro paftası ile kıyı kenar çizgisinin çakıştırılması neticesinde taşınmazların konumunu belirlemeleri istenilmeli, daha sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de, 106 ada 31 parsel sayılı taşınmazın kabulüne karar verilen bölümünün yüzölçümünün 6696.82 metrekare olduğu halde, hüküm yerinde infazda tereddüt yaratacak şekilde 3396.82 metrekare olarak gösterilmesi, hükmün gerekçesinin yasal dayanaktan uzak olması dahi isabetsiz olup, davalı Hazinenin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 05.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.