Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2011/8847 E. 2012/6478 K. 20.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8847
KARAR NO : 2012/6478
KARAR TARİHİ : 20.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 79.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 20.03.2012(Salı)
(Muhalif) (Muhalif)
KARŞI OY YAZISI
Yerel mahkeme davacı ve davalının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını; ancak davacı erkeğin ilaveten eşine fiziksel şiddet uyguladığını ve ailenin geçimi ile ilgilenmediğini kabul etmiştir.
Davacı erkek hükmü temyiz etmeyerek;
-Sadakatsiz olduğunu
-Eşine fiziksel şiddet uyguladığını
-Ailesinin geçimi ile ilgilenmediğini kabul etmiştir.
Davalı kadının ise eşinin bu eylemlerine karşılık sadece sadakatsiz olduğu gerçekleşmiştir.
Eşlerin kusur oranları karşılaştırıldığında matematiksel, sosyolojik ve hukuksal oranlamada davacı erkeğin ağır kusurlu olduğu açık seçik belli olduğu için eşleri “eşit kusurlu” kabul eden değerli çoğunluğun düşüncesine katılabilme olanağım bulunmamaktadır. Farklı düşünüyorum.
KARŞI OY YAZISI
Toplanan delillerden her iki tarafın da sadakat yükümlülüğüne (TMK. m. 185/3) aykırı davranışlar içine girdiği; davacı kocanın ayrıca eşine karşı fiziksel şiddete başvurduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ve boşanmaya neden olan olaylarda her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte davacı koca daha ağır kusurludur. Taraflar arasındaki olayların yıkıcı etkisi karşısında evliliğin devamında taraflar için bir yarar kalmamıştır. Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesindeki boşanma koşulları gerçekleştiğinden, boşanma hükmü sonuç olarak doğrudur. Ancak eşit kusur kabulüyle davalının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi kanımca doğru olmamıştır. Hükmün diğer bölümleri onanmakla birlikte uygun miktarda maddi (TMK. m. 174/1) ve manevi (TMK. m. 174/2) tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.