Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/5241 E. 2010/1109 K. 02.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5241
KARAR NO : 2010/1109
KARAR TARİHİ : 02.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan her iki tarafın bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılan 1.660.00 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, 536.35 TL peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 2.2.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, 2274/2281 nolu parseli 1992 yılında davalıdan satın aldığını, ancak, daha sonra dava dışı orman idaresinin açtığı dava sonunda ve taşınmazların evveliyatının orman olduğu gerekçesi ile tapularının iptal edildiğini ileri sürerek, taşınmazların rayiç değerinin tespiti ile şimdilik, 40.996,54 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kusuru bulunmadığını, ancak ödediği bedeli geri isteyebileceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Diğer davalı, husumet yönünden davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının zapta karşı tekeffül hükümlerine göre davacı zararından sorumlu olduğu, ancak, satış bedelinin denkleştirilmesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Dava, satılan taşınmazın üstün hakka dayalı olarak dava dışı orman idaresi tarafından zaptedilmesi nedeni ile tazminata ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı zararının hangi usul ve ilkelere göre belirleneceği hususunda toplanmaktadır.
Davacıya satılan taşınmaza ait tapu kaydının davalı adına iken davacıya satılıp mülkiyetinin geçerli şekilde devir edildiği, ne var ki, daha sonra orman idaresinin açtığı dava sonunda taşınmazların evveliyatının orman olduğu gerekçesi ile tapuların iptal edildiği açık ve belirgindir. Davacı zararının taşınmazın rayiç değeri kadar olduğunu iddia ettiğine göre, davalının sorumluluğunu gerektiren nedenler ve hukuki sebepler üzerinde önemle durmak gerekir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, BK’nun 189. maddesinde; satıcının, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından satım akdi zamanında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zaptedilmesinden alıcıya karşı mes’ul ve zamin olacağı açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu hükme göre ayıp ister subjektif bir haktan, ister objektif bir hukuk kaidesinden doğsun, satıcı, devrini kabul ve taahhüt ettiği hakkın kendi malvarlığında mevcut olduğu yönünü de zamindir. Bu nedenle, devredilen hak, herhangi bir sebepten, devri taahhüt edilen hakka uygunluk göstermiyorsa, satıcı sorumludur. Bu halde sorumluluğun kapsamı alıcının zapt nedeni ile uğradığı gerçek zarar kadardır. Somut olayda devir resmi şekilde ve geçerli bir şekilde gerçekleştirilmiştir. O halde, geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici adalet ilkelerinin olayda uygulanma olanağı yoktur. Davacı taşınmazları tapu sicilindeki güvene dayalı almış olup, davalı satıcı taşınmazların özel mülkiyete konu olacağını tekeffül etmiş sayılır. B.K.’nun 96. maddesi hükmü de dikkate alındığında alıcının gerçek zararını tazmin etmek zorundadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davalı zapta karşı tekeffül hükümlerine göre rayiç değerden sorumlu olup, mahkemece davalının taşınmazın rayiç değerinden sorumlu tutulması gerekir. Aksi düşünce ile verilen hükmün davacı yararına bozulması gerekir. Bu nedenlerle sayın çoğunluk kararına katılamıyoruz.