Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/10633 E. 2012/5799 K. 10.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10633
KARAR NO : 2012/5799
KARAR TARİHİ : 10.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar ile davalılardan …, …, …, … Gıda Ürünleri San Tic AŞ vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Davacı, 22/12/1999 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu %17 oranında iş göremezliğe uğradığını belirterek dava ve birleşen İzmir 1. İş Mahkemesinin 2009/840 Esas ve İzmir 4. İş Mahkemesine ait 2009/316 Esas sayılı dava dosyaları ile, toplam 51.000,00-TL maddi ve 30.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi iel davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Mahkemece, dava ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı miktarlar belirlenerek kısım kısım maddi ve manevi tazminatların yazılı şekilde tahsiline karar verilmiş ise de varılan sonuç Aşağıda yazlı olan nedenler gereği usul ve yasaya aykırıdır.
a) Davacının geçirdiği iş kazası sonucunda, %17 oranında iş göremezliğe uğradığı tartışmasızdır. Ancak yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre, hukuka aykırı eylem nedeniyle çekilen acı ve üzüntüyü, zamana yaymak suretiyle manevi tazminatın bölünmesi bir kısmının dava konusu yapılması, kalanın saklı tutulması manevi tazminatın bölünmezliği ilkesiyle bağdaşmadığından bir kere de istenmesi gerekir. Bu nedenle, davacının aynı olay nedeni ile açtığı ileri sürülen Torbalı Asliye Hukuk ( İş ) Mahkemesi’ne ait 2001/362 Esas, 2005/574 Karar sayılı dava dosyasının bu yönden incelenmesi gerektiği açıktır. Bu dava ile davacı lehine manevi tazminat takdir edilmiş ise yeniden dava konusu olamayacağı ortadadır. Eğer davada 1086 HMK’nun 409. maddesi gereğince takipsiz bırakıldığı için açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de bu takdirde de, 6100 sayılı HMK’nun 150/son maddesi gereğince ” Hangi nedenle olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır.” hükmünün bu dava yönünden de uygulanarak şimdiki istemi alınarak uygun bir tazminat takdiri gerekeceği açıktır.
Bu yönden yapılacak iş, anılan Torbalı Asliye Hukuk ( İş ) Mahkemesi dava dosyasını yöntemince istemek ve açıklanan ilkeler ve yasal dayanaklar gözönüne alınarak manevi tazminat istemi yönünden bir karar vermektir.
b) Davada esas alınan kusur raporu ve oranları yerindedir. Olayda davacının %25 oranında, davalıların toplam kusuru da %75 oranında belirlenmiştir. Asıl ve Birleşen davalar yönünden davacının istemi tek olup her bir davalı yönünden dayanışmalı sorumluluk esasına dayanılarak açılmıştır. BK’nun 142. Maddesinde açıkça belirtildiği üzere alacaklı müteselsil borçluların tamamından veya birinden borcun tamamını veya bir kısmını istemekte serbesttir.
Bu halde ise davacının istemleri yönünden tek maddi ve manevi tazminata davalıların müşterek ve müteselsil sorumlulukları belirtilmek üzere karar verilmesi gerekirken, birleşen davalar yönünden davalıların kusur oranlarına göre ayrım yapılarak farklı hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı olmuştur.
c) Davacı, iş kazası nedeniyle, yazılı maddi ve manevi zararların davalılardan dayanışmalı olarak istemiş, daha sonra davalı … hakkındaki davasını takipsiz bırakmıştır. Bu halde ise, birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumlulukları düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 50-51 ve 142. Maddeleri gereği alacaklı zarara neden olan tüm müteselsil borçluların hepsinden veya birinden zararın tamamı veya bir kısmını isteyebileceği kuralına aykırı olarak, davacının %75 davalılar kusuru ile hesaplanan maddi zararı yerine, davalı …’nin %5 kusuru indirilerek toplam %70 işverene kusuruna dayalı maddi tazminatın hüküm altına alınması da doğru değildir.
d) Davacının bir kısım maddi tazminat isteminin reddi, sigorta tahsisleri peşin sermaye değerindeki artış nedeni ile oluşan indirimden kaynaklandığından ve bu hususu davacının dava açarken bilmesi olanaksız bulunduğundan, davacının hesaplanan maddi tazminatının üzerinde kalan maddi tazminat isteminin reddi nedeni ile davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, peşin değer toplamı üzerinden de davalılar lehine vekalet ücreti hesaplanması da doğru değildir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmektedir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm BOZULMALIDIR.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 10/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.