Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/16267 E. 2010/1918 K. 17.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16267
KARAR NO : 2010/1918
KARAR TARİHİ : 17.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı avukat olduğunu,davalılar aleyhine … Kadastro Mahkemelerinde açılan birden fazla tapu iptal ve tescil davalarında davalıların vekili olarak davaları takip ettiğini, davalıların davanın tarafları ile anlaşmaları sonucunda bu dosyaların 16.06.2004 tarihinde karara bağlandığını, ilgili kararların 22.09.2004 tarihinde kesinleştiğini, davalıların vekili olarak bu davaları yaklaşık 10 yıl boyunca takip ettiği aralarında yazılı vekalet ücreti sözleşmesi bulunmadığını, vekalet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak her bir davalıdan ayrı ayrı olmak üzere toplam 42000,00 YTL vekalet ücretinin 22.09.2004 tarihinden faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen … Aydemir‘in dosya içerisinde mevcut veraset ilamına göre davanın açılmasından önce 6.12.1998 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı, aleyhinde hüküm verilemeyeceği gözetilmeden işin esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
2-Davacı avukat olarak davalıların … Kadastro Mahkemelerinde aleyhlerine açılan davaları üstlendiğini, tarafların bir araya gelerek sulh olmaları sonucunda dosyaların karara bağlanıp kesinleştiğini, vekalet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek şimdilik her bir davalıdan ayrı ayrı toplam 42000 TL vekalet ücretinin tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır.Mahkemece sulh nedeniyle tarafların Av.Kanunu 165 e göre sorumlu oldukları, bilirkişice belirlenen davanın kazanılan bölümü için %10 vekalet ücretinden sorumlu olacakları belirtilmek suretiyle , davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı eldeki davasında davalılarla aralarında yazılı ücret sözleşmesi olmadığından davaların kazanılan bölümlerinden doğan vekalet ücretini talep etmektedir..Taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmamaktadır. Ücret sözleşmesinin bulunmadığı durumlarda hangi tarihteki düzenlemenin uygulanacağı açıklığa kavuşturulmalıdır. 5043 sayılı Yasa ile Avukatlık Kanununda 164. maddenin dördüncü fıkrası değiştirilmiş, 164/4. maddede; “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir.” Yine 5043 sayılı yasa nın Madde 7’si ile geçici 21. madde eklenmiş olup, anılan maddede; “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu Kanunun değişik hükümleri uygulanır.” Düzenlemesi getirilmiştir. Ne varki, 1136 sayılı Avukatlık Yasası’na 5043 sayılı Yasayla eklenen Geçici 21. madde Anayasa Mahkemesi’nin 7.2.2008 günlü kararı ile iptal edilmiştir. Öyle olunca,artık geçici 21.maddenin, dolayısıyla 5043 sayılı yasa’nın 164. maddesinde yapılan değişikliklerinde uygulanması mümkün değildir. Bu durumda, hukuki yardımın başladığı, tarihteki yürürlükte bulunan Avukatlık Yasası’nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir. Hukuki yardımın ne zaman başladığı konusu ise değişken olup her işlemin özelliğine göre farklılık gösterebilmektedir. Örnek vermek gerekirse, dava açılmış ise, dava açıldığı, yada tespit yapıldığı tarih, müvekkilin aleyhine dava açılmış ise cevap verme tarihi, yada vekaletnamenin verilme tarihi hukuki yardımın başladığı tarih olarak esas alınmalıdır. Eldeki davada da, bilirkişi tarafından bu konuda bir ayırımın yapılmamış ve geçici 21.madde dolayısıyla Avukatlık Yasası’nın 5043 sayılı yasa ile değişik 164./4. maddesi yürürlükte imiş gibi dava dosyalarının kesinleştiği tarih baz alınarak ücreti vekalet hesaplanmıştır. Bilirkişi tarafından incelemesi yaptırılan dosyaların dava tarihleri yada cevap dilekçesi verilmiş ise, cevap dilekçelerinin tarihleri gibi bir açıklama bulunmamaktadır. Ancak esas numaralı bulunan dosyaların 1995 yılı ile 2004 yılları arasında olduğu anlaşılmaktadır. Öyle olunca her bir davanın hukuki yardımın ne zaman başladığı ayrı ayrı saptanarak buna göre ücretin bu tarihteki yürürlükte bulunan 1136 sayılı Yasanın ücrete ilişkin maddeleri uygulanarak belirlenmelidir. Ancak bu arada ücrete ilişkin yasal düzenlemelerin de hatırlatılmasında fayda bulunmaktadır.
1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın ücrete ilişkin 163 ve 164. maddeleri vekil ile müvekkil arasındaki ücrete ilişkin düzenlemeleri getirmiştir. 1136 sayılı Yasanın bazı hükümlerini değiştiren 4667 sayılı Yasa 2.5.2001 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bu yasa yürürlüğe girmeden önceki uyuşmazlıklarda sözleşme var ise, sözleşme hükümleri, yok ise yada sözleşme geçerli değil ise, 163. maddenin son fıkrası hükümleri uygulanmaktaydı. 163. maddenin son fıkrasında ise “Yazılı ücret sözleşmesi yapılmamış olan hallerde asgari ücret tarifesi uygulanır.” Düzenlemesi bulunmaktadır. Böylelikle, sözleşmenin yapılmamış olması yada geçersiz olması hallerinde hukuki yardımın başladığı tarihteki asgari ücret tarifesinin uygulanacağı açıktır. Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamaları da bu yöndedir. Yine 4667 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarih olan 2.5.2001 tarihinden itibaren ise, Avukatlık Yasası’nın 164. maddesinin 4. fıkrası uygulanacaktır. Madde sözleşmenin yapılmamış olması halinde “…Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu hallerde, değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır. Değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde ise asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın sonucuna ve avukatın emeğine göre değişmek üzere ücret anlaşmazlığı tarihindeki dava değerinin yüzde beşi ile yüzde onbeşi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir…” düzenlemesini getirmiştir. Bu düzenlemeye göre 2.5.2001 tarihinden sonra hukuki yardıma başlayan avukat emeğine göre yüzde beş ile yüzde on arasındaki bir miktarı ücret olarak hak edecektir. Yine 1136 sayılı Avukatlık Yasasında 20.1.2004 tarihinde 5043 sayılı Yasayla değişiklikler yapılmış ve Avukatlık Yasası’nın 164. maddesinin dördüncü fıkrası değişikliğe uğramış ve “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarının incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir.Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.” Düzenlemesi getirilmiştir. Böylece 20.1.2004 tarihinden sonra başlayan hukuki yardımlarda sözleşme bulunmaması halinde yada sözleşmenin belirgin olmaması, tartışmalı bulunması yada sözleşmenin geçersiz sayıldığı hallerde ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yirmisi arasındaki bir miktar avukatın emeğine göre verilmelidir. Halen de yürürlükte olan düzenleme bu şekildedir. Geçici 21. madde Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden bu madde ancak 20.1.2004 tarihinden sonra başlayan hukuki yardımlarda uygulanabilecektir.
Özetlemek gerekirse değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde hukuki yardımın başladığı tarihteki yürürlükte olan yasa hükümleri uygulanarak hukuki yardımın yapıldığı tarih 2.5.2001 tarihinden önce ise asgari ücret tarifeleri, bu tarih ile 20.1.2004 tarihleri arasında hukuki yardım başlamışsa yüzde beş ile onbeş, bu tarihten sonra ise, yüzde onu ile yüzde yirmi arasındaki bir oran tatbik edilecek, değeri para ile ölçülemeyen davalarda ise avukatlık asgari ücret tarifeleri uygulanacaktır.
Somut olaya gelince;
Davacının, davalılar adına takip ettiği … Asliye Kadastro Mahkemesi’nin 1995/271 esas ve 2003/9 karar,1995/203 esas ve 2004/6 karar sayılı dava dosyalarında hukuki yardım tarihlerindeki yürürlükte olan yasa hükümleri dikkate alınıp taleple bağlı kalınarak vekalet ücreti hesaplanarak , sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken .Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ; Açıklanan nedenlerle temyiz olunan mahkeme kararının temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 17.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.