Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/8343 E. 2010/16576 K. 13.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8343
KARAR NO : 2010/16576
KARAR TARİHİ : 13.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici mahkemesi sıfatıyla)

Taraflar arasındaki itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile yapılan bireysel kredi sözleşmesi gereğince 48 ay vadeli 23.000 TL kredi verildiğini, kredi kullanımından 3 yıl sonra, Tüketici Hakem Heyetine müracaat ederek … olduğu 95,00 Tl hayat sigortası bedelini talep ettiği ve talebinin kabul edildiğini ileri sürerek Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı banka arasında düzenlenen kredi sözleşmesinin IV-1 maddesinde aynen; “Krediyi kullanan kişi,açılacak kredi sebebiyle Bankanın bildireceği tutar ve riskler için Bankanın dain ve mürtehin olduğu Hayat sigortası yaptırmayı,….Kredi süresi biten sigortaların Bankaca yenilenmesini….” hükmünü içermektedir. Böyle bir düzenleme karşısında davalı bankanın TTK’nun 1321.maddesi anlamında menfaat sahibi olduğu ve yine anılan yasanın 1329.maddesi hükmü gereğince de sözleşmeden doğan hak ve menfaatleri sigortacıdan talep etmeye hakkı olduğu tartışmasızdır. Davalı bankanın kredi borçlusunun hayat sigortası yapılmasındaki asıl amacının kredi borcunun teminat altına alınması olduğu muhakkaktır. Ancak belli bir prim ödeme borcu getirmekle birlikte, hayat sigortası kapsamına alınmasında sigortalının da bir menfaatinin olduğu açıktır. Taraflar açısından sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi esas olup, bu düzenlemenin haksız şart niteliğinde olduğunun da kabulüne olanak yoktur. Ayrıca mahkeminin kabulünün aksine, sözleşmede bu şekilde bir düzenleme yapılmasına yasal bir engel de bulunmamaktadır. Böyle olunca mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 13.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.