Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/5078 E. 2012/24498 K. 25.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5078
KARAR NO : 2012/24498
KARAR TARİHİ : 25.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (…)Mahkemesi
DAVALILAR :1-Sosyal Güvenlik Kurumu vek.Av….

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 2001 yılından 20.02.2008 tarihine kadar davalı … … yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının davalı işyerinde 11.11.2002-31.07.2005 ve 01.12.2006-20.02.2008 tarihleri arasında toplam 350 gün süre ile çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işverence davacı adına işe giriş bildirgesinin verilmediği, davacının 22.08.2005-22.10.2006 tarihleri arasında askerlik görevini ifa ettiği, davalı işyerinin 30.04.2008 tarihinde kanun kapsamına alındığı ancak aynı tarihte kanun kapsamından çıkarıldığı, davalı işyerinin 2001-20.02.2008 tarihleri arasında vergi mükellefi olduğu, davalı … isimli işyerinin 01.01.2003 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile dava dışı …’a devredildiğine ilişkin kira sözleşmesi akdedildiği ve radyonun logosunun … Fm olarak değiştirildiği, davacı tarafından ibraz edilen bir kısım reklam sözleşmelerinin … Radyo adına tanzim edildiği anlaşılmış ancak mahkemece davalı işyeri ile dava dışı … Radyo arasındaki hukuki ilişki üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak …, davalı … ile dava dışı … Radyo arasında resmi bir devir sözleşmesinin olup olmadığını araştırmak, davalı radyonun radyo yayını için resmi makamlardan izin alıp almadığı, radyonun dava tarihlerinde kimin adına işletildiği, yayın izninin hangi radyo adına alındığı hususlarını araştırarak davacının çalışmasının hangi radyoda geçtiği hususunu netleştirmek ve davalı işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek davacının çalışmasının niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’ya iadesine, 25/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.