Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/1459 E. 2010/9156 K. 22.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1459
KARAR NO : 2010/9156
KARAR TARİHİ : 22.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR

Davacı, davalının üstlendiği … A.Ş.’nin maniplasyon işini yapmak üzere aralarında adi ortaklık kurduklarını, idareci ortağın davalı olduğunu, sözleşme şartlarına uymadığını bildirip, ortaklığın kârının tespiti ile şimdilik payına karşılık 20.000.000.000 liranın faiziyle tahsilini istemiştir. 22.5.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile talep ettikleri 20.000 YTL’yi davalıdan tahsil ettiklerini, bu miktarın toplam alacakları 39.041,03 YTL’den mahsubu ile 19.041,03 YTL alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının sözleşme şartlarına uymadığını, yükümlülüklerini yerine getirmediğini bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 38.424,85 YTL den 20.000 YTL.’ nin mahsubu ile bakiye 18.424.85 YTL.’nin 03.07.2000 dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece kabule dair verilen ilk kararın davalı tarafça karar düzeltme talebi üzerine Dairemizce 21.3.2002 tarihinde hükmün bozulmasından sonra yapılan yargılama sırasında, davacı 22.5.2007 tarihli dilekçesi ile dava miktarını ve talebini ıslah suretiyle 39.041,03 YTL
2010/1459-9156
artırmıştır ve mahkemece ıslah edilen miktar esas alınarak davacının talebinin kabulüne karar verilmiştir. Oysa, HUMK’nun 83 maddesi ve 4.2.1948 tarih, 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu nedenle ıslah edilen miktar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, tahsile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 248.75 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 22.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.