YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/152
KARAR NO : 2022/326
KARAR TARİHİ : 16.03.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili; müvekkilinin tarımsal sulama abonesi olduğunu, davalı şirketin … kasabasında, yöre halkının tarlalarındaki ekili mahsullerini sulamada kullandıkları tarımsal sulama aboneliğine ilişkin elektrik enerjilerini herhangi bir bildirim yahut uyarıda bulunmaksızın 01.08.2012 tarihinde ana enerji hattından iptal etmek suretiyle kestiğini, on beş gün boyunca devam eden kesinti sebebiyle müvekkilinin yetişmekte olan mahsulünün sulanamadığını ve büyük ölçüde zayi olduğunu, davalı kurumun elektrik enerjisi alacaklarını tahsil edememesi nedeniyle kesinti yaptığını, alacaklarını tahsil etmediği sürece elektrik vermeyeceğini beyan etmesine rağmen on beşinci günün sonunda yine hiçbir gerekçe göstermeksizin elektriği verdiğini, elektrik kesintisinin hukuka aykırı şekilde gerçekleştirildiğini, bu şekilde yapılan kesinti nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla, 15.000TL maddi tazminatın hasar tespit tarihi olan 16.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili; davacının elektrik tüketim borcunun ödenmediğini, kesintinin Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin 24. maddesinin kendisine verdiği yetki ile yapıldığını, bölgede yaşanan sorunlar ve can güvenliğinin sağlanamaması sebebi ile davalı müvekkili şirketin mağdur olduğunu, delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, davacı tarafın tespit tarihi itibariyle dava konusu taşınmazlarda hak iddia edemeyeceğini, patateslerin davacı tarafından ekildiğinin belli olmadığı gibi talebinin zamanaşımına uğradığını, faiz oranının da hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı :
6. Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.12.2014 tarihli ve 2013/287 E., 2014/906 K. sayılı kararı ile; elektriğin kesik olduğu dönemde davaya konu taşınmazların üzerinde patateslerin ekili bulunduğu, taşınmazların elektrik enerjisi kullanılarak kuyular aracılığı ile sulandığı, başka sulama kaynağına ihtiyaç duyulmayacak şekilde kuyu sularının yeterli olduğu, elektrik kesintisinden dolayı patateslerin zamanında sulanamaması nedeniyle dava konusu abonelikler tarafından sulanan taşınmazlarda gelir kaybının olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 13.195,35TL’nin 10.09.2012 tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir
Özel Dairenin Bozma Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 24.02.2016 tarihli ve 2015/4731 E., 2016/2480 K. sayılı kararı ile;
“…Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Uyuşmazlık; davalı … tarafından yapılan elektrik kesintisi nedeniyle davacıya ait patates ürününde yeterli sulama yapılamamasından kaynaklanan verim kaybına ilişkin tazminat talebidir.
Somut olayda; taraflar arasında tarımsal sulama abonelik sözleşmesinin bulunduğu, davalı … tarafından 01/08/2012-15/08/2012 tarihleri arasında davacı abonenin borcu olduğu gerekçesiyle elektrik kesintisi yapıldığı, bu süre içerisinde tarımsal sulama yapılamadığı ve patates ürününde verim kaybı olduğu iddia edilmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen Yüksek Gerilim Elektrik Enerjisi Satışına İlişkin Perakende Satış Sözleşmesinin 5/d maddesinde; “ Müşteri, tahakkuk ettirilen fatura bedelini fatura veya ödeme bildiriminde belirtilen ödeme merkezlerine süresi içerisinde ödemekle yükümlüdür. Müşteriye tahakkuk ettirilen fatura bedeli, belirtilen son ödeme tarihine kadar ödenmediği takdirde, son ödeme tarihini izleyen beş iş günü(dahil) içerisinde müşteriye bir kez daha bildirimde bulunulur. Bu bildirime rağmen fatura bedeli bildirimini takip eden beş iş günü (dahil) içerisinde ödenmediği takdirde müşterinin elektriği kesilir” hükmü yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinde; dava konusu aboneliğin elektrik borcu bulunduğu, ancak davalı tarafından belirtilen sözleşme hükümlerine göre ikinci defa bildirimde bulunulduğuna ilişkin belge ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. Her ne kadar sözleşmeye göre ikinci defa bildirim yapılmadığı sabit ise de; dava konusu elektrik kesintisinin borcun ödenmesi yönünde bildirim niteliğinde olduğu ve davacının, kesinti süresi içindeki; sözleşmede ödemeye yönelik öngörülen 5 günlük sürede bir zararının oluşması halinde tazminat talep edebileceği anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece; davalının elektrik kesintisi yapmasının abonelik sözleşmesi hükümlerine göre bildirim niteliğinde olduğu ve kesinti süresinde 5 günlük zararının oluşabileceği ve davalı tarafın bu sürede sulama yapılmaması nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olabileceği kabul edilmeli ve zararın uzman bilirkişi marifetiyle tespit edilerek varılan sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.02.2017 tarihli ve 2016/262 E., 2017/57 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
10. Direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Hukuk Genel Kurulunun 01.11.2017 tarihli ve 2017/3-2922 E., 2017/1288 K. sayılı kararı ile; usulüne uygun direnme hükmü kurulmadığı gerekçesiyle hükmün usulden bozulmasına karar verilmiştir.
11. Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.06.2018 tarihli ve 2017/347 E., 2018/120 K. sayılı kararı ile; Hukuk Genel Kurulunun bozma gereği yerine getirilerek yeniden davanın kısmen kabulü yönünde direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
12. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; abonelik borcunun ödenmemesi nedeniyle tarımsal sulamada kullanılan elektriğin kesildiği somut olayda, Mahkemece davanın kısmen kabulü yönünde kurulan hükmün eksik incelemeye dayalı olup olmadığı, abonelik sözleşmesinde borcun ödenmemesi hâlinde elektriğin kesilebilmesi için öngörülen beş günlük sürenin somut olaydaki tazminat hesabında gözetilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
14. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle tazminat istemine konu elektrik kesintisinin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükümlerinin irdelenmesi, devamında taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin ortaya konulması gerekir.
15. 20.02.2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu kurulmuş, kurumun yetkili organı olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından da Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği çıkartılmıştır.
16. 25.09.2002 tarihli ve 24887 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan mülga Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin “Zamanında ödenmeyen borçlar” başlıklı 24. maddesi ilk hâliyle “Zamanında ödenmeyen borçların tahsiline ilişkin hususlar; perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında düzenlenir.
Müşterinin perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında öngörülen ödemeleri zamanında yapmaması halinde dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından elektriği kesilebilir.
Perakende satış sözleşmesinde belirlenen gecikme faizi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammını aşamaz.
Aynı kullanım yerine ait başka müşterilerin önceki dönemlere ilişkin tüketimlerinden kaynaklanan borçları, yeni müşterinin üstlenmesi talep edilemez” şeklindeyken, maddenin ikinci fıkrası 28513 sayılı ve 30.12.2012 tarihli (2. mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile “Müşterinin perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında öngörülen ödemeleri zamanında yapmaması halinde, nihai tüketicilere enerji tedarik eden lisans sahibi şirketlerin bildirimi üzerine, en geç 5 iş günü içerisinde dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından elektriği kesilir. Söz konusu durum iki gün içerisinde dağıtım şirketi tarafından ilgili tedarikçiye bildirilir” olarak değiştirilmiştir.
17. Somut olayda; tarımsal sulama abonesi olan ve davalının eylemiyle zarar gördüğü iddiasında bulunan davacının, geçmiş yıllardan ödemediği borcunun bulunduğu, bu nedenle elektrik enerjisinin 01.08.2012 tarihinde bildirimsiz şekilde on beş gün boyunca kesildiği çekişmesizdir.
18. Kesinti yapılabilmesi için bildirim yapılması ve bildirimi müteakip en geç beş gün içerisinde elektriğin kesilmesi gerektiği düzenlemesini getiren 30.12.2012 tarihli değişiklik, eldeki davaya konu kesintinin yapıldığı tarih itibariyle henüz yürürlüğe girmediğinden, taraflar arasındaki uyuşmazlığa uygulanacak mevzuat hükmü yönetmeliğin yukarıda belirtilen ilk hâlidir. Buna göre elektrik dağıtım şirketleri perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında öngörülen ödemeleri zamanında yapılmaması hâlinde elektriği kesme yetkisini haizdirler. Madde metninde kesinti yapma yönünde dağıtıcı şirketlere verilen yetkiyle ilgili olarak önceden bildirim gibi herhangi bir koşul yahut süre öngörülmemiştir.
19. Ne var ki bu yetki taraflar arasındaki sözleşmelerle öngörülmüş bir kararlaştırma var ise bu sınır dâhilinde kullanılabileceğinden gelinen aşamada dosyaya sunulan sözleşme hükümlerinin irdelenmesi gerekir.
20. Dosya kapsamında iki ayrı sözleşme mevcut olup ilki, yani önceki dağıtıcı Türkiye Elektrik Kurumu Niğde Elektrik Dağıtım Müessesesi ile davacı arasındaki 08.09.1993 tarihli “Işık ve Ev İhtiyaçları ile Sınai İşlerde Kullanılan ve Sayaç ile Ölçülen Elektrik Enerjisinin Satışına Dair Abonman Sözleşmesi”nde borcun ödenmemesi hâli ve bu durumda elektrik kesintisi yapılıp yapılmayacağına ilişkin herhangi bir hüküm yer almamaktadır.
21. 24.07.2008 tarihli “Yüksek Gerilim Elektrik Enerjisi Satışına İlişkin Perakende Satış Sözleşmesi”nin 5/d maddesinde ise “Müşteri, tahakkuk ettirilen fatura bedelini fatura ya da ödeme merkezlerine süresi içinde ödemekle yükümlüdür. Müşteriye tahakkuk ettirilen fatura bedeli, belirtilen son ödeme tarihine kadar ödenmediği takdirde, son ödeme tarihini izleyen beş iş günü (dâhil) içerisinde müşteriye bir kez daha bildirimde bulunulur. Bu bildirime rağmen fatura bedeli bildirimi takip eden beş iş günü (dâhil) içerisinde ödenmediği takdirde müşterinin elektriği kesilir” denilmiştir.
22. Bu sözleşme hükmüne göre dağıtıcı şirket, süresinde ödenmeyen faturayı müteakip beş gün içerisinde ödeme yapılması yönünde müşteriye bildirimde bulunmalıdır. Bu bildirime rağmen beş gün içerisinde fatura bedeli ödenmezse artık herhangi bir ihtara gerek olmaksızın elektrik kesilecektir.
23. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; yukarıda belirtildiği üzere, tazminat istemine konu elektrik kesintisinin yapıldığı tarihte ilgili Yönetmelikte açık düzenleme bulunmayıp uyuşmazlığın çözümünde başvurulması gereken sözleşme hükümleri her iki taraf için de geçerli ve bağlayıcıdır. Davalının bu prosedüre göre son ödeme tarihinden sonra ayrı bir bildirimde bulunması gerekmekteyse de, uzun yıllardan beri kullanım bedeli ödemeyen davacının elektriğinin kesilmesinin de borcun ödenmesi için bir bildirim niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Sözleşmeye göre davacının elektriğin kesilmesinden sonraki beş gün içerisinde borcu ödemek için sahip olduğu süre hem bir hak hem de bir borçtur. Davacı bu borca rağmen edimini ifa etmemiş, geçmiş günlerden kalan fatura bedelini ödememiştir. Bu nedenle beş günün sonunda artık kesintinin hukuka aykırı olduğundan ve davalının kesinti nedeniyle oluşacak sonuçlardan sorumlu olacağından bahsedilemeyecek, bu andan itibaren kusur davacıya ait olacaktır. Ne var ki söz konusu beş günlük ödeme süresi aynı zamanda müşteri için bir hak olduğuna göre kesinti anı bildirim niteliğinde sayılsa bile, davacının bu beş günlük süreden mahrum bırakılarak doğrudan elektrik akımının kesilmiş olması, şayet uğranıldığı iddia olunan zarar bu süre içerisinde doğmuş ve gerçekleşmişse davalının giderim borcunu doğuracaktır. Daha öz bir anlatımla davalı, ancak kesintiden sonraki beş gün içerisinde bir zarar doğduysa bu zarardan sorumlu tutulabilecektir. Bu tarihten sonra doğan zararlarda ise kusur davacıya ait olduğundan davalının sorumluluğundan bahsedilemeyecektir.
24. Hâl böyle olunca Mahkemece, aynı yöne işaret eden ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
25. Diğer taraftan, direnmeye ilişkin gerekçeli kararda dava tarihi 02.05.2013 olması gerekirken hatalı şekilde 17.11.2017 olarak gösterilmiş ise de bu durum mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
26. O hâlde, usul ve yasaya aykırı direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı, 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 16.03.2022 tarihinde oy birliği ile ve kesin olarak karar verildi.