YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15524
KARAR NO : 2010/5243
KARAR TARİHİ : 19.04.2010
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalı … hakkındaki davanın kısmen kabulüne kısmen reddine diğer davalı yönünden davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının tüketici kredi sözleşmesi gereğince ödemesi gereken taksitleri ödemediğini, bu nedenle tarafına ihtar çekildiğini, ihtara rağmen ödeme yapmayınca hakkında icra takibi başlatıldığını ileri sürerek icra takibine haksız yapılan itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar,davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalı … hakkındaki davanın kısmen kabulüne, davalı … Hakkındaki davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından davalıya kullandırılan kredi nedeniyle kredinin iki taksitinin ödenmemesi nedeniyle, tüm alacağının muaccel olduğundan bahisle ihtar çekerek 24 saat içerisinde bedelin ödenmesi istenmiş, davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine alacağının tahsili için icra takibi başlatmıştır. Mahkemece,temyiz eden davalıya yönelik davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4822 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10 maddesi tüketici kredisi hükümlerini düzenlemiş olup, davacı ile davalı arasında düzenlenmiş bulunan dava konusu sözleşme de, bu düzenleme kapsamında bir tüketici kredisi sözleşmesidir. Anılan yasa maddesinin birinci fıkrasında tüketici kredisinin tanımı yapıldıktan sonra ikinci fıkrasında da “Kredi veren, 2009/15524-2010/5243
taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksiti ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az 1 hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir” yazılıdır. Davacı, yasanın bu açık hükmü göz ardı ederek 5.3.2008 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarnamesinde ödenmesi gereken taksitlerin ödenmediğini ve böylece alacağın tamamını muaccel hale geldiğini bildirmiş, akabinde de alacağın tamamı yönünden takip başlatmıştır. Gönderilen ihtarname “birbirini izleyen en az iki taksit yönünden ödemede temerrüde düşüldüğünün ve bu iki taksidin 7 gün içinde ödenmesinin aksi halde tüm alacağın muaccel olacağının” bildirilmesi gerektiği halde bu hususları içermeyen ihtarnamenin usulüne uygun olduğu kabul edilerek, davalı temerrüde düşmediği halde muaccel olmayan alacaklar yönünden icra takibine başlanması ve bu ihtara dayanılarak davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazının reddine,(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA,19.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.